Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri (KUYEB) dergisi, 2001 yılında yayıma başlayan 2009'dan itibaren ise yılda 4 kez (Kış, Bahar, Yaz, Güz) Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları, İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. (EDAM) tarafından yayımlanan hakemli bir dergidir. KUYEB'de, eğitimin tüm alanları ile ilgili görgül/ampirik,nitel araştırmalara, en son literatürü kapsamlı biçimde değerlendiren derlemelere, meta-analiz çalışmalarına, model önerilerine, olgu sunularına, tartışmalara ve benzeri özgün yazılara yer verilir.
Indexing-Abstracting
Academic Search Premier
Contents Pages in Education
Educational Research Abstracts Online [ERA]
Higher Education Research Data Collection [HERDC]
İçerik
Journal Citation Reports / Social Sciences Edition
ERIC
PsycINFO
ProQuest
Social Sciences Citation Index ®
Social Scisearch ®
Tubitak Sosyal Bilimler Veritabanı ile indekslenmekte ve / veya özetlerine yer verilmektedir.
KUYEB 9/1 Kış 2009 içinde bulunan makaleler (10)
Öğrencilerin Öğrenme Stilleri ve Mini Fen Proje Çalışmalarındaki Performansları Arasındaki İlişki - The Relationships between Pupils' Learning Styles and Their Performance in Mini Science Projects
Özü Görüntüle
Türkçe
Bu çalışma; (i) öğrencilerin öğrenme stilleri ve mini fen proje çalışmalarındaki performansları
arasındaki ilişkilerin saptanmasını, ve (ii) farklı öğrenme stillerine sahip olan
öğrencilerin mini fen projelerinden memnuniyet derecesini araştırmayı amaçlamıştır.
Araştırmaya ilköğretim yedinci sınıfta (on dört yaş grubu) öğrenim gören 80 öğrenci katılmıştır.
Öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek amacıyla Grasha-Riechmann öğrenme
stili envanteri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar; mini projenin pasif öğrenme stiline
sahip öğrenciler hariç tüm öğrenme stili kategorilerindeki öğrencileri farklılaşan seviyelerde
teşvik ettiğini göstermektedir. Fakat mini proje çalışmalarında bağımsız, yarışmacı
ve katılımcı öğrenme stiline sahip olan öğrenci grubu; pasif, bağımlı ve iş birlikli öğrenme
stiline sahip öğrenci grubuna göre daha yüksek başarı puanları elde etmişlerdir. Benzer
sonuçlar öğrencilerin mini projelerdeki memnuniyet derecelerinde de elde edilmiştir. Sonuçların
fen öğrenimi ve öğretimi açısından olası etkileri tartışılmıştır.
English
This study aimed to investigate (i) the relationship between pupils' learning styles and
their performance in mini science projects and (ii) the degree of enjoyment of pupils with
different learning styles towards mini projects. A total of 80 pupils (7th grade-14 years of
age) from two different primary schools participated in the study. The Grasha-Riechmann
Learning Style Scale was used to determine the pupils' learning styles. Results showed
that all categories of pupils except avoidant were stimulated to varying degrees by the
mini projects. However, the pupils who were in the "independent," "competitive," and
"participant" groups had relatively higher achievement scores in the mini projects than
the pupils in the "avoidant," "dependent," and "collaborative" groups. Similar results also
appeared for the degree of enjoyment. Th e implications of the results for teaching and
learning science are discussed.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Mehmet BAHAR
* Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Anabilim Dalı, Öğretim Üyesi.
Anahtar Kelimeler: Öğrenme Stili, Mini Proje, Fen, Öğrenci - Learning Style, Mini Projects, Science, Pupil
Demokrasi Eğitimi İçin Karar Verme Modelinin Kullanılması: İlköğretim Üçüncü Sınıf Hayat Bilgisi Dersi Örneklemesi - An Application of the Decision-making Model for Democracy Education: A Sample of a Third Grade Social Sciences Lesson
Özü Görüntüle
Türkçe
Türkiye'de 2005 İlköğretim Hayat Bilgisi Öğretim Programı'nda toplam on dört beceriden
birisi karar verme becerisidir. Hayat bilgisi dersinde karar verme modelinin kullanılmasıyla
yaşamsal bir sorunun çözümünü örneklendirmeyi ve uygulamanın demokrasi
eğitimine katkısını ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı kullanılmıştır.
Altmış altı, üçüncü sınıf ilköğretim öğrencisinin yer aldığı araştırmada veriler,
araştırmacı tarafından geliştirilen çalışma yaprağı ve kamera kayıtlarından elde edilmiştir.
Veriler, içerik çözümlemesi ve betimsel çözümleme yapılarak analiz edilmiştir. Karar verme
sürecinin sonunda araştırmaya katılan yirmi bir öğrenci çam ağacının kesilmesine,
otuz dokuz öğrenci ise kesilmemesine karar vermiştir. Ağaç sorununu irdeleyen öğrenciler,
çözüm için toplam on dokuz fikir ile alternatifl eri sıralamış ve kendi kararlarını ortaya
koymuşlardır. Birbirlerinden farklı fikirlerin ve kararların paylaşıldığı bir ortamın ve uygulamanın
demokrasi eğitimine hizmet ettiği vurgulanabilir.
English
This research which aims at sampling the solution of a life problem using the decision
making model and showing the contribution of this application to democracy education
was planned in accordance with the objective research technique. Student worksheets and
camera recordings were used for data analysis. Sixty-six third grade students studying in a
public primary school were participated in this study. Based on students' responses to open
ended questions, content and descriptive analyses were carried out. 39 students decided
against cutting the tree and 19 ideas were put forward. Students evaluated their ideas and
made their final decisions. It can be emphasized that an atmosphere where different ideas
and decisions are put forward can contribute to democracy education.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Z. Nurdan BAYSAL
* Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Sınıf Öğretmenliği Öğretim Görevlisi.
Anahtar Kelimeler: Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Karar Verme, Demokrasi Eğitimi - Social Sciences, Social Studies, Decision Making, Democracy Education
Yazma Performansını Değerlendirmede Çözümleyici Puanlama Yönergesi Kullanımı-Değerlendirmeciler Arası Uyum Araştırması - The Use of Analytic Rubric in the Assessment of Writing Performance-Inter-Rater Concordance Study
Özü Görüntüle
Türkçe
Bu araştırmada çözümleyici puanlama yönergesine (analytic rubric) göre yapılan yazma
performansının değerlendirilmesinde, değerlendirmeciler arasında uyum olup olmadığı
belirlenmeye çalışılmış; ayrıca değerlendirme sürecini etkileyen faktörler incelenmiştir.
Araştırmada kullanılan çözümleyici puanlama yönergesi üç bölüm ve on özellikten oluşmaktadır:
Dış yapı (biçim, yazım ve noktalama), dil ve anlatım (sözcükler, cümleler, paragrafl
ar, anlatım), düzenleme (başlık, serim, düğüm, çözüm). Çalışmanın temelini, İstanbul
Anadolu yakasındaki (Beykoz, Kadıköy, Ümraniye, Üsküdar) okullarda altıncı ve yedinci
sınıfta öğrenim gören iki yüz öğrencinin oluşturduğu öyküleyici metinler teşkil etmektedir.
Metinler altı değerlendirmeci tarafından çözümleyici puanlama yönergesine göre
değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonuçlarına göre değerlendirmeciler arası uyumun
yeterli olduğu belirlenmiştir.
English
In this study, the purpose was determine whether there was concordance among raters
in the assessment of the writing performance using analytic rubric; furthermore, factors
aff ecting the assessment process were examined. Th e analytic rubric used in the study
consists of three sections and ten properties: External structure (format, spelling and
punctuation), language and expression (vocabulary, sentences, paragraphs, and expression),
organization (title, introduction, story, and conclusion). Th e basis of the study is composed
of narrative texts written by 200 students studying at the sixth and seventh grades
of schools located on the Anatolian side of Istanbul (i.e., Beykoz, Kadikoy, Umraniye, and
Uskudar). Texts were assessed in accordance with the analytic rubric by six raters. It was
determined that the concordance among raters was suff icient according to the results of
the assessment.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Latif BEYRELİ, ** Gökhan ARI
* Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü, Öğretim Üyesi., **Aksaray Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü, Öğretim Görevlisi.
Anahtar Kelimeler: Yazma Performansını Değerlendirme, Puanlama Yönergesi (Rubric), Çözümleyici Puanlama Yönergesi, Değerlendirmeciler Arası Uyum - Assessment of Writing Performance, Rubric, Analytic Rubric, Inter-Rater Concordance
Üniversite Öğrencilerinin Sürekli Kaygı ve Denetim Odaklarının Bağlanma Stilleri Açısından İncelenmesi - Analysing the Trait Anxiety and Locus of Control of Undergraduates in Terms of Attachment Styles
Özü Görüntüle
Türkçe
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sürekli kaygı ve denetim odaklarının bağlanma
stilleri açısından incelenmesidir. Bu araştırma genel tarama modeline uygun olarak
yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 480 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Verilerin
analizinde Pearson momentler çarpım korelasyon kat sayısı tekniği, varyans analizi
ve Tukey Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sürekli kaygı ve denetim odağının
olumsuz benlik modeli-olumsuz diğerleri modeli ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur.
Araştırmanın diğer bir bulgusu da saplantılı ve korkulu bağlanma stilinde olan bireylerin
sürekli kaygı puan ortalamalarının güvenli bağlanma stilinde olanlardan yüksek bulunmasıdır.
Ayrıca korkulu bağlanma stilinde olan bireylerin sürekli kaygı puan ortalamaları
kayıtsız bağlanma stilinde olan bireylerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Güvenli
bağlanma stilinde olan öğrencilerin denetim odağı puan ortalamaları saplantılı ve korkulu
bağlanma stilinde olan öğrencilerden anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur.
English
The aim of this research is to analyse the trait anxiety and locus of control of undergraduates
in terms their attachment styles. This research has been conducted in accordance
with general screening model. The target population of the research is constituted of
480 undergraduates. Pearson moments multiplication correlation coefficient technique,
analysis of variance and Tukey test have been employed for analysing the data. As a result
of the research, it has been found out that trait anxiety and the locus of control of negative
self model and negative others model are positively correlated. Another symptom of the
research is the finding that the trait anxiety point averages of the individuals of preoccupied
and fearful attachment is higher than those of secure attachment style. Also, the
point averages of trait anxiety of fearful attachment individuals have been determined to
be expressively higher than the individuals who are dismissing attachment. It has been
found out that the locus of control point averages of secure attachment undergraduates is
expressively lower than those of preoccupied and fearful attachment undergraduates.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Bülent DİLMAÇ, ** Erdal HAMARTA, ** Coşkun ARSLAN
* Selçuk Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü Öğretim Elemanı., ** Selçuk Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.
Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Sürekli Kaygı, Denetim Odağı, Üniversite Öğrencileri. - Attachment Styles, Locus of Control, Trait Anxiety, Undergraduate Students
Van Hiele Modeline Dayalı Öğretim Sürecinin İlköğretim Altıncı Sınıf Öğrencilerinin Yaratıcı Düşünme Düzeylerine Etkisi - The Effect of the Van Hiele Model Based Instruction on the Creative Thinking Levels of 6th Grade Primary School Students
Özü Görüntüle
Türkçe
Bu araştırmanın amacı, Van Hiele modeline dayalı öğretim sürecinin ilköğretim altıncı
sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmada, "ön
test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen" kullanılmıştır. Araştırmanın
çalışma grubunu, Bolu il merkezinde 2005-2006 eğitim yılında bir ilköğretim okulunun
altıncı sınıfında okuyan 55 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma iki grup üzerinde gerçekleştirilmiştir.
Bu gruplardan biri deney, diğeri kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney
grubunda Van Hiele modeline göre öğretim yapılırken, kontrol grubunda ise geleneksel
yöntemle öğretim yapılmıştır. Yapılan öğretim, her iki grupta da araştırmacılar tarafından
yürütülmüştür. Araştırmada öğrencilerin öğretim öncesi ve sonrası yaratıcı düşünme düzeylerini
belirlemek için Torrance Yaratıcı Düşünme Testi'nin şekilsel bölümü kullanılmıştır.
Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin öğretimden önceki ve sonraki yaratıcı
düşünme düzeyleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek için t Tesi kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin yaratıcı düşünme testi;
akıcılık, orijinallik, başlıkların soyutluğu, yaratıcı kuvvetler listesi alt boyutları ile toplam
ön test ve son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülürken, kontrol
grubundaki öğrencilerin Yaratıcı Düşünme Testi alt boyutları ve toplam puanlarına ilişkin
ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Deney ve kontrol
grubundaki öğrencilerin öğretimden sonraki yaratıcı düşünme düzeyleri incelendiğinde
akıcılık, orijinallik, başlıkların soyutluğu, yaratıcı kuvvetler listesi ve yaratıcılık toplam son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.
English
The aim of this study is to determine the effect of the Van Hiele model based instruction
process on the creative thinking levels of 6th grade primary school students. Pre testpost
test matching control group quasi-experimental design was used in the study. Fifty
five students enrolled in sixth grades during the 2005-2006 educational year formed the
sample. Th e study was carried out with two groups. One of these groups was determined
as the experimental group and the other was as the control group. While a teaching based
on the Van Hiele model was carried out in the experimental group, a teaching with the
traditional method was carried out in the control group. The instruction was carried out
by the researchers in both groups. In the study, the Shapes Section of the Torrance Creative
Th inking Test was administered in order to determine the creative thinking levels of
students before and after the teaching. In order to determine whether there is a significant
difference between the creative thinking levels of the experimental and control groups before
and after the instruction, t- test was used. At the end of the study, although there is a
significant difference between the creative thinking test, fluency, originality, the titles' being
abstract, creative forces lists, and creativity pre test and post test scores of the students
in the experimental group, a significant difference between the pre test and post scores
of students in the control group related to the sub-dimensions of creativity thinking and
total scores was not observed. When the creative thinking levels of the students after
the instruction was examined, a significant difference was found in total post test scores
related to fluency, originality, the titles' being abstract, creative forces lists and creativity in
advantage of the experimental group.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Tolga ERDOĞAN, ** Recai AKKAYA, *** Sibel ÇELEBİ AKKAYA
* Hacettepe Üniversitesi, İlköğretim Bölümü, Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı, Araştırma Görevlisi., ** Uludağ Üniversitesi, İlköğretim Bölümü, Matematik Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi., *** Bursa Ziya Gökalp İlköğretim Okulu, Matematik Öğretmeni.
Anahtar Kelimeler: Geometri, Van Hiele Modeli, Yaratıcı Düşünme - Geometry, Van Hiele Model, Creative Thinking
Bağlanma Stillerinin Duygusal Zekayı Yordama Düzeyi - Attachment Styles as a Predictor of Emotional Intelligence
Özü Görüntüle
Türkçe
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin duygusal zeka yeteneklerini
(kişisel beceriler, kişiler arası beceriler, uyumluluk, stresle başaçıkabilme ve genel
ruh durumu) anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığını saptamaktır. Araştırma ilişkisel
tarama modeline uygun olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Selçuk Üniversitesinin
farklı fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğrenciler arasından tesadüfi küme
örnekleme yöntemiyle seçilen 272 kız ve 191 erkek öğrenci olmak üzere toplam 463
öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında "İlişki Ölçekleri Anketi" ve "Bar-On
Duygusal Zeka Anketi"; analizinde ise korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda güvenli bağlanma stilinin duygusal zeka yetenekleri ile pozitif
ilişkili olduğu, korkulu bağlanma stilinin ise negatif ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca
bağlanma stillerinin duygusal zeka yeteneklerini anlamlı düzeyde açıkladığı ve güvenli
bağlanma stilinin duygusal zeka yeteneklerinin tüm alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığı
görülmüştür.
English
The purpose of this study is to examine if attachment styles predict emotional intelligence
(intrapersonal, interpersonal, adaptability, stress management, and general mood). Participants
of the study consisted of 463 (272 females, 191 males) undergraduate students
selected randomly from different faculties of Selcuk University. Regression and correlation
analyses were used for data analysis. Results indicate that there is a significant positive
correlation between the secure attachment style and all subscales of emotional intelligence
abilities. Results also indicate that attachment styles significantly explain emotional intelligence
and secure attachment style predict all sub-dimensions of emotional intelligence.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Erdal HAMARTA, ** M. Engin DENİZ, *** Neslihan DURMUŞOĞLU SALTALI
* Selçuk Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi., ** Selçuk Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi., *** Selçuk Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Çocuk Gelişimi ve Ev Yönetimi Bölümü Öğretim Elemanı.
Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Bağlanma Stilleri, Duygusal Zeka, Üniversite Öğrencileri - Attachment, Attachment Styles, Emotional Intelligence, Undergraduate Students
Okul Yöneticilerinde Yalnızlık ve Depresyon Üzerine Bir İnceleme - An Investigation of Depression and Loneliness among School Principals
Özü Görüntüle
Türkçe
Okul yöneticileri üzerinde yürütülen bu araştırma, okul yöneticilerinin yalnızlık ve depresyon
düzeylerini cinsiyet ve öğrenim durumu değişkenleri açısından incelemeyi ve yalnızlığın
okul yöneticilerinde depresyonu yordayan bir değişken olup olmadığını belirlemeyi
amaçlamaktadır. Araştırma, 37'si kadın 195'i erkek, toplam 232 okul yöneticisi üzerinde
yürütülmüştür. Araştırmaya katılan okul yöneticilerinin 36'sı ön lisans, 164'ü lisans ve
32'si yüksek lisans eğitimi görmüştür. Araştırma, ilişkisel tarama türünde bir araştırmadır.
Araştırmada veri toplama aracı olarak UCLA Yalnızlık Ölçeği ve BECK depresyon
envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde t Testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson
momentler çarpımı korelasyon kat sayısı ve doğrusal regresyon yöntemi kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda, okul yöneticilerinin yalnızlık ve depresyon düzeylerinin cinsiyete göre
faklılaşıp farklılaşmadığı t Testi ile analiz edilmiş; yalnızlık düzeyleri kadınlarda x=34,38,
erkeklerde x=32,58; depresyon düzeyleri kadınlarda x=29,11, erkeklerde x=28,39 olarak hesaplanmış,
puan ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (p=,153, p=,494). Okul
yöneticilerinin yalnızlık ve depresyon düzeylerinin öğrenim durumlarına göre anlamlı
düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı varyans analizi ile incelenmiş; yalnızlık düzeyleri ön
lisans x=34,45, lisans x=32,59, lisansüstü x=33,93; depresyon düzeyleri ön lisans x=29,60,
lisans x=28,37, lisansüstü x=28,50 olarak hesaplanmış ve puan ortalamaları arasındaki
fark anlamlı bulunmamıştır (p=,390, p=,610). Yalnızlıkla depresyon arasındaki ilişki Pearson
momentler çarpımı korelasyon kat sayısı ile incelenmiş ve anlamlı ilişki bulunmuştur
(p=,000). Yapılan doğrusal regresyon analizi sonucunda yalnızlığın depresyonun %
15,3'ünü açıkladığı ortaya konmuştur.
English
This research aimed to investigate whether loneliness predicts depression, and to examine
the levels of depression loneliness among school principals according to such variables as
gender and educational background. The study was conducted on 232 school principals
(37 females and 195 males). Thirty six of the participants had associate degrees, 164 had
undergraduate degrees and 32 had graduate degrees. The UCLA Loneliness Questionnaire
and the Beck Depression Inventory were used in order to gather the data. t-test,
ANOVA, Pearson moments correlation coefficients and linear regression were used in
order to analyze the data. Whether the levels of loneliness and depression differed significantly
across gender was analyzed with a t-test. The results showed that the mean level of
loneliness was x=34.38 for females and x=32.58 for males and the mean level of depression
was x=29.11for females and x=28.39 for males. Neither of the mean differences was
significant (p = .15, p= .49, respectively). ANOVA was used in order to observe whether
loneliness and depression levels differed according to educational levels. The mean loneliness
levels were found to be x=34.45 for those who had associate degrees; x=32.59 for
those who had undergraduate degrees; and x=33.93 for those who hold graduate degrees.
Similarly, the levels of depression were found to be x=29.60 for those who had associate
degrees; x=28.37 for those who had undergraduate degrees; and x=28.50 for those who
hold graduate degrees. Neither of the mean differences was significant (p = .39, p= .61).
However there was a significant relationship between loneliness and depression when
this relationship was observed with Pearson-product moments correlation coefficient (p
=.05). A simple liner regression analysis showed that loneliness scores predicted 15.3%
of depression.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Hüseyin IZGAR
*Selçuk Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi.
Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, Depresyon, Okul Yöneticisi - Loneliness, Depression, School Director
Modern Eğitimde Kaybolan Nokta: Değerler Eğitimi - The Missing Dimension of Modern Education: Values Education
Özü Görüntüle
Türkçe
Günümüzde modern eğitim ve okullar teknoloji dünyasında, özellikle internet teknolojisi
gibi yeni gelişmelerin etkin olduğu alanlarda müfredat programlarında yapılan değişiklikler
ve eklemelerle araçsal süreçlerde zamanına uyum sağladığı, fakat toplumda meydana
gelen geniş çaplı değişim, dönüşüm ve sorunları önceden sezip inceleyerek bu alanlarda
topluma rehberlik yapmak şöyle dursun, çoğu zaman bunların gerisinde kaldığı söylenebilir.
Toplumsal sorunlarla yüzleşmeye ve çözüm çareleri aramaya başlandığında ise genellikle
parçacı ve indirgemeci bir zihniyetle işe başlanmaktadır. Dahası, bu sorunları üreten
asıl etkenlerin köküne inmeden ve çoğunlukla birbirleriyle olan ilintisi veya daha geniş
muhtemel olgularla irtibatı kurulmadan pek çok unsurdan soyutlanarak ele alınmaktadır.
Bu makale, modern eğitim anlayışlarını biçimlendiren temel felsefi ön kabulleri ve varsayımları
tartışırken pozitivizmin etkisinde kalan eğitim anlayışında değerlerin dışlanma,
ötelenme sürecini inceleyecektir. Modern eğitim, -gençliğin modern sıkıntıları, aile ve
toplum sorunları, sivil-demokratik kültür ve anlayışın gittikçe kötüleşmesi, finansal, ekonomik
alandaki yozlaşmalar, küresel ısınma ve ekolojik dengedeki değişimler ve benzerizamanın
yeni sorunlarıyla ne kadar yetkin bir şekilde baş edebilmektedir, sorusunu ifade
etmeye çalışacaktır. Ayrıca günümüz hayatını ve eğitim anlayışını derinden etkilemesi
sebebiyle bu modern varsayımların olumlu ve olumsuz yönlerine dikkat çekecektir.
English
Modern education today, some argue, easily integrates and adjusts to new technological
developments through flexible curricula in the areas where these developments are taking
place such as in the field of information technology or in the widespread use of the Internet.
However, modern education can be criticized for ignoring or failing to lead societies
toward a more humane future in the face of massive social and ecological changes.
When it decides to encounter those social problems, the solutions that modern education
procures are usually based on a fragmented or reductionist mindset that insulates them
from many of the factors generating these problems and their interconnections. This article
aims to examine the basic philosophical assumptions that have shaped the modern
learning and educational systems and how the split between facts and values occurred.
How well is modern education dealing with modern problems - the crisis of family and
community, the worsening situation of civic culture and understanding, malpractice in
many financial arenas of the world, global warming and dramatic ecological change across
the planet, and etc.? Because the animating ideas behind the models of modern education
are so strongly shaped by the influence of positivist knowledge and science, they are often
inadequate where these issues are concerned because their basic assumptions regarding
fundamental and ontological questions which foster students' inner worlds leave no space
for the realm of values. I also more broadly discuss the pros and cons of these assumptions
as they relate to and deeply influence our lives today.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Seyfi KENAN
* TDV İSAM, Araştırmacı; Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi.
Anahtar Kelimeler: Pozitivizm ve Eğitim Felsefesi, Modern Zihniyet ve Varsayımlar, Pozitivist Dünya Görüşü, Değerler Eğitimi - Modern Educational Philosophy, Assumptions of Modern Mindset, Mechanistic-Positivistic Worldviews, Values Education
Lise Öğrencilerinin Biyoteknoloji Uygulamalarına Yönelik Bilgileri ve Tutumları - High School Students' Knowledge and Attitudes Regarding Biotechnology Applications
Özü Görüntüle
Türkçe
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin biyoteknoloji uygulamaları ile ilgili bilgi düzeylerini
belirlemek ve bu uygulamalara yönelik tutumlarını araştırmaktır. Araştırmacılar tarafından
İngilizceden Türkçeye uyarlanan Biyoteknoloji Bilgi Anketi (Cronbach's alfa=.50)
ve Biyoteknoloji Tutum Anketi (Cronbach's alfa=.75) toplam 352 lise öğrencisine (228 erkek,
124 kız) uygulanmıştır. Elde edilen veriler betimsel ve yordamsal istatistik yöntemleri
kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular öğrencilerin biyoteknoloji uygulamaları ile ilgili
orta düzeyde bilgiye sahip olduklarını göstermektedir. Çift yönlü çok değişkenli varyasyon
analizi, öğrencilerin bilgi düzeylerinin onların cinsiyetlerinden etkilenmediğini, ancak
yaşları arttıkça bilgi düzeylerinin de arttığını göstermektedir. Diğer yandan cinsiyet ve yaş
değişkenlerinin öğrencilerin tutumlarına olan etkisi anlamlıdır. Erkek ve kız öğrenciler
arasında biyoteknoloji uygulamalarına yönelik tutumlar açısından anlamlı bir fark vardır
ve erkek öğrenciler lehinedir. Ayrıca yaş arttıkça öğrencilerin tutumlarıda artmaktadır. Bu
çalışmanın bulguları ışığında biyoteknoloji öğretimine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
English
The purpose of this study was to investigate high school students' knowledge and attitudes
regarding biotechnology and its various applications. In addition, whether students' knowledge
and attitudes differed according to age and gender were also explored. The Biotechnology
Knowledge Questionnaire (BKQ) with 16 items and the Biotechnology Attitude
Questionnaire (BAQ) with 37 items which were adapted into Turkish were administrated
to 352 high school students. The data were analyzed by making use of both inferential and
descriptive statistics. The results showed that students attained poor knowledge regarding
biotechnology and its various applications. We found no statistically significant difference
between male and female high school students with regard to biotechnology knowledge.
On the other hand, we found significant impact of age on biotechnology knowledge. The
effects of gender and age were found significant on attitudes. Furthermore, a significant
difference was observed between male and female students with regard to attitudes toward
biotechnology and its applications in favor of males. The older the students were the
more positive attitudes they had.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Murat ÖZEL, ** Mehmet ERDOĞAN, *** Muhammet UŞAK, **** Pavol PROKOP
* Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Ankara., ** Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Antalya., *** Dumlupınar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Kütahya., **** Trnava University, Faculty of Education, Department of Biology & Institute of Zoology, Slovak Academy of Sciences, Bratislava, Slovakia.
Anahtar Kelimeler: Biyoteknoloji, Bilgi, Tutum, Lise Öğrencileri - Biotechnology, Attitude, Knowledge, High School Student
İlköğretim Türkçe Dersi Programı'nın Kalabalık Sınıflarda Uygulanabilirliğine İlişkin Öğretmen Görüşleri - Teachers' Views on the Applicability of the Turkish Course Curriculum in Crowded Primary Classrooms
Özü Görüntüle
Türkçe
Araştırmada, etkinlik temelli İlköğretim İkinci Kademe Türkçe Dersi Programı
(2006)'nın kalabalık sınıfl arda uygulanabilirliği, bununla bağlantılı olarak programı uygulama
esnasında ortaya çıkan sorunlar (program için zamanın yeterli olup olmaması)
ve grup çalışmasının kullanılabilirliği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmada, nitel
araştırma yöntemi kullanılmıştır. Kalabalık sınıfları bulanan on bir Türkçe öğretmenine
"yarı yapılandırılmış mülakat formu" uygulanarak kalabalık sınıflarda İlköğretim Türkçe
Dersi Programı'nın uygulanabilirliği sorgulanmıştır. Öğretmenlerden elde edilen verilerin
çözümlenmesinde kategorisel içerik analizi ve QSR Nvivo programı kullanılmıştır. Araştırma
sonucunda öğretmenlerin, program gereği öğrenciyle bire bir ilgilenilmesi gerektiği;
sınıfların kalabalık olmasına bağlı olarak zamanın yeterli olmaması sonucu etkinliklerin
amacına ulaşamadığı algısına sahip oldukları görülmüştür. Kalabalık sınıfların Türkçe öğretimine
olan olumsuz etkisini azaltmak için grup çalışmalarının yapılması gibi birtakım
öneriler dile getirilmiştir.
English
Present study investigated relationships between classroom overcrowding and the Turkish
education curriculum (2006) in terms of the applicability of activity-based lower secondary
Turkish education curriculum in overcrowded classes. In addition, the problems that
occur in the teaching process and the sufficiency of time for the program were investigated.
Qualitative research methods were used in the study. By conducting semi-structured
interviews with 11 Turkish teachers of overcrowded classes, the effects of overcrowded
classes on the applicability of the Turkish course curriculum was examined. To analyze
the data gathered from teachers, categorical content analysis and QSR Nvivo were used.
At the end of the research, it is observed that in accordance with the program, Turkish teachers
have to work one to one with each student; that teachers find that the activities do
not meet the objectives due to pressure of time resulting from overcrowding. Suggestions
are construed such as doing group work to lower the effects of overcrowding.
Cilt / Sayı:
9/1 Kış 2009 - 9/1 Winter 2009
Yazar: * Havva YAMAN
* Sakarya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi
Anahtar Kelimeler: İlköğretim Türkçe Dersi Programı, Kalabalık Sınıflar - Primary Education Turkish Education Curriculum, Classroom Overcrowding