Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
1 Ocak-Mart 2003 içinde bulunan makaleler (6)
Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İlgili Kavramlar - The Concepts Regarding NGO's
Özeti Görüntüle Türkçe
Sivil toplum, devletten önce gelen, onun içinde yaşayan, ama onunla özdeş olmayan, hatta ona karşı koyabilen bir tür insan ilişkileri yumağıdır. Batı uygarlığı tarihi içinde, böyle bir kavram kapitalizmin doğurduğu burjuvaziyle gerçekleşmiştir, başka deyişle, daha ilkel gelişme düzeylerinde "sivil toplum" kurulamaz. Kavramın Türkiye'ye gelmesi ve kullanılışı ise tartışmalıdır. STK kavramı pratikte bulunan durumu tam olarak yansıtmaya yetmemekte ve gerçek içeriğine uygun bir kullanım sunamamaktadır. Bu makale sivil toplum kuruluşlarının kullandığı çeşitli kavramların gelişimini ve teorik arkaplanını anlatmaktadır.
English
Although Civil Society, as a kind of web of human relations at its very essence, survives within a state, it is not identical with it, moreover can resist against it. Within the Western Civilization, that term was appeared by the rise of bourgeoisie, natural consequences of capitalism. In other words, "civil societ" is not possible at less developmental economic levels. The author argues that the beginning of its usage in Turkey and the present usage in Turkish is open to question. Author also claim that proposed Turkish translation of NGO is not reflecting properly the current practical position and is not presenting a accurate usage of real content. The article mainly discusses the development and theoretical background of various concepts using by NGOs.
Cilt / Sayı:
1 Ocak-Mart 2003 - 1 January-March 2003
Yazar: Mete Tunçay
Prof. Dr. İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü
Anahtar Kelimeler: sivil, toplum, kavram - civil, society, concept
Sivil Toplum: Universitas mı, Societas mı? - Civil Society: Universitas or Societas?
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu makalenin vurgusu, Sivil Toplum'un her şeyden önce ahlaki bir varlık olduğudur. Hegel'den bu yana Sivil Toplum'un öne çıkarılan bu yönü, günümüz politik düşüncesinde ihmal edilmektedir. Beraber yaşama formu olarak Sivil Toplum, birbirine karşı sorumlu ve duyarlı olan; fakat efendi aramayan ve efendi olmak istemeyen; yani, son tahlilde, tahakküm ilişkilerine hevessiz insanlardan oluşmalıdır. Böyle bir Sivil Toplum ancak araçsal değil, amaçsal bir doğaya sahip olabilir; dolayısıyla farklılıkları koruyan, ama onların ayrıcalık (imtiyaz) haline gelmelerine izin vermeyen bütünlük, yani societas formunu kazanmaya yönelir.
English
The emphasis of this article is that civil society is first and foremost a moral entity. This aspect of civil society, which has been highlighted since Hegel, is being neglected in contemporary political thinking. Civil society as a form of togetherness (not coexistence) must consist of individuals who are sensitive and responsible toward each other but do not seek a master and wish not to be dominant; that is, individuals who are unwilling to participate in relationships that revolve around domination. Such a civil society can only be ends-oriented, not means-oriented in nature; and thus tends toward an entity in the form of societas, that preserves differences, but does not allow them become privilege in their own manner.
Cilt / Sayı:
1 Ocak-Mart 2003 - 1 January-March 2003
Yazar: Ali Yaşar Sarıbay
Prof. Dr. Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü
Anahtar Kelimeler: Sivil, Toplum, Ahlak - Civil, Society, Universitas, Societas, Morality
Bir Kez Daha Sivil Toplum Üzerine - On the Civil Society Once Again
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışma iki nokta üzerinde durmaktadır. Birincisi sivil toplum kavramının Türkiye'de uğradığı anlam bozumu. Devletin kavramı sahiplenerek nasıl tahrif ettiği, bunun da sivil toplum gruplarını militarist bir noktaya nasıl getirdiği ayrıntılı biçimde tartışılmaktadır. Çalışma, ikinci olarak sivil toplum kavramını besleyen kardeş kavramlar üzerinde durmaktadır. Küreselleşme, postmodernizm, çok kültürlülük ve çoğulcu kamusal alan gibi tartışmaların sivil toplumun gelişimine hangi yönde katkı yaptığı bu çerçevede ele alınan bir konu. Buradan hareketle, bu çalışma sivil toplum kavramının sosyal grupların boyutunu aşan genişçe bir kapsama sahip olduğu tezini ileri sürmektedir. Bu çerçevede sivil toplum, sosyal gruplarla sınırlı olan bir kavram değil, ''medeni toplum'' diyebileceğimiz bir toplum biçimine işaret etmektedir.
English
This study emphasizes basically two issues. The first one is the deconstruction of the concept of civil society in the case of Turkey. How the concept of civil society came to be deconstructed by means of the state manipulations and how this process resulted in the militarization of civil society is illuminated in that respect. The second issue, held in this study, is the analysis of the concepts that seem to accompany civil society. Such concepts as globalization, postmodernism, multiculturalism and plural or civil public sphere are analyzed, in that regard, from the vantage point of the view that they give support to the development of the civil society. Given the common points between these and civil society, the article goes to argue that civil society cannot be limited with the scope of social groups, however, it must be perceived as a type of society which might be called as ''civic society''.
Cilt / Sayı:
1 Ocak-Mart 2003 - 1 January-March 2003
Yazar: Ömer Çaha
Prof. Dr. Fatih Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanı
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Postmodernizm, Çokkültürlülük, Sivil, Toplum - Globalization, Post Modernism, Civil, Society
Birleştirici Demokrasi Devlet-Sivil Toplum İlişkisinin Yeniden Yapılandırılması İçin Bir Analiz Aracı Olabilir Mi? - Can ''Associative Democracy'' Be a Tool of Analysis for Reconstructing Relations between State and Civil Society
Özeti Görüntüle Türkçe
1970'lerin dünyasında önce ekonomik alanda başlayan, 1980'lerin ikinci yarısında Doğu Avrupa'da meydana gelen değişimle ideolojik alanda kendisini daha fazla hissettiren, ulus-devlet modelinin içine girdiği kriz, inceleme açısından önümüze oldukça zengin ve devasa bir malzeme sağlamış bulunmaktadır. Politikanın alanını devlet ile siyasi partiler ve parlamento arasındaki ilişkilere indirgeyen yaklaşımın değişen toplumsal yapının ihtiyaçlarına yanıt vermede yetersiz kalması, liberal temsili demokrasi modelinin de bir meşruiyet krizi içine girmesine yol açmıştır. Siyasal alanın her açıdan yeniden teorikleştirilmeye tabi tutulduğu ortamda, hem devlet, hem toplum, hem de ikisi arasındaki ilişkinin genel çerçevesini oluşturan demokrasi kavramlarının yeniden ele alındığı gözlenir. Tartışılan liberal temsili demokrasi modelinin alternatifi olarak ortaya atılan yeni demokrasi modellerinin ortak yanı, devlet merkezli söylemin terk edilerek yurttaş katılımı ve demokratik yönetişim kavramlarına dayalı yeni bir söylem geliştirme çabasıdır. Bu çalışmanın temel analiz aracı, özellikle devlet-sivil toplum (ve örgütleri) arasındaki ilişkinin yeniden formülasyonunda demokratik korporatizmin ''birlikçi'' yönüne ağırlık veren bir model olarak birleştirici demokrasi kuramıdır. Eldeki model, Batı dünyası ve gelişme dinamikleri dikkate alınarak hazırlanmış pragmatik analitik bir çerçeve sunmakla birlikte, Türkiye'de yaşadığımız sorunların farklı bir terminolojiyle yeniden formule edilmesine, devlet-sivil toplum ilişkisinin karanlıkta kalan bazı yüzlerin farkedilmesine yardımcı olabileceği düşüncesiyle incelenmeye değer addedilmiştir. Çalışmada birleştirici demokrasi (associative democracy) kuramının temelleri, devlet sivil toplum ilişkisine getirdiği yeni kurumsallaşma çerçevesi ve bu çerçevenin Türkiye açısından demokratik bir açılım olasılığını barındırıp barındıramayacağı ele alınmaktadır.
English
The crisis of the nation-state model which has first begun in the field of economy in the 1970s and had itself felt in the ideological field through the traumatic transformations in the Eastern Europe in the second half of 1980s provides us a rich and an enormous variety of material for analysis. Approaches which have reduced the study of politics to relations between state, political parties and parliament have been proven to be inadequate in meeting the challenges brought about by these changes in social structure and consequently the model of liberal representative democracy has fallen into a crises of legitimacy. In this new environment where the field of politics has been subjected to various reformulations in all its aspects, it has been observed that not only the concepts of state and society, but also democracy, the latter constituting also the general framework within which state and society relations are made meaningful, are put under scrutiny anew. A common aspect of the new models of democracy which have been put forward as an alternative to the much discussed liberal representational democracy model is an attempt to develop a new discourse based on the concept of citizen participation and democratic governance while abandoning the state-centric discourse. The central analytical tool used in this study is associative democracy theory as a model, which emphasizes ''associative'' aspects of democratic corporatism in the reformulation of the relationship between especially the state and civil society (and organizations). Although associative democracy theory has been developed in response to the developmental dynamics of the Western world and presents us a pragmatically analytical framework primarily for the Western world alone, we believe it still have some analytical value in the attempt to understand the problems we are going through in Turkey and to become aware of those aspects of the state-civil society relations that remained in the dark face in Turkey. In this study, the foundations of associative democracy theory, the institutialization perspective it has brought on state-society relationship, and whether such an institutionlization framework may provide a much needed democratization perspective for Turkey is discussed.
Cilt / Sayı:
1 Ocak-Mart 2003 - 1 January-March 2003
Yazar: Gülgün Erdoğan Tosun
Yrd. Doç. Dr.Ege Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü
Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Sivil, Toplum, Devlet - Democracy, Civil, Society, Goverment
Sivil Toplum Kuruluşları - İslam Dünyası ve Demokrasi - NGO's - Muslim World and Democracy
Özeti Görüntüle Türkçe
Günümüz İslam Dünyası'nda demokrasi görülmüyor, özgürlükler tırpanlanıyor ve tüm bunların sonucunda fakirleşme görülüyorsa, bunların nedeni İslam dininin demokrasiye karşı olmasında değildir. Günümüzde İslam Dünyası'nda demokrasi olmamasının en önemli nedenlerinden biri de on dokuz ve yirminci yüzyıllar boyunca gerek Osmanlı İmparatorluğu'nda gerekse bu imparatorluktan doğan devletlerde vakıfların, siyasi yönetimler tarafından tırpanlanması, aydınların da öncülük görevini yapmamasıdır. Bu makale İslam ve sivil toplum arasındaki ilişkileri vakıflar ve sivil oluşumlar bağlamında yeniden değerlendirmekte ve İslam toplumlarının modernleşme sürecini eleştirel bir sorguya tabi tutmaktadır.
English
Today there is not democracy, liberty in Muslim World and as a result there is impoverishment in these societies, but the reason is not lack of democracy in Islam. If there isn't democracy in Muslim World, the most important reason is the abolishment of foundations by the political authorities of Ottoman and its inheritor states. This article reevaluates the relationship between Islam and civil society in the context of foundations and civil structures and employs a critical view on the modernization process of Muslim societies.
Cilt / Sayı:
1 Ocak-Mart 2003 - 1 January-March 2003
Yazar: Murat Çizakça
Prof. Dr.Fatih Üniversitesi Ekonomi Bölümü
Anahtar Kelimeler: STK, İslam, Demokrasi, Modernleşme - NGO, Islam, Democracy, Modernism
Sivil Toplum ve Sıkıntıları: Oryantalizm, Şiddet, Vesaire… - Civil Society and Its Discontents: Orientalism, Violence Etc.
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazıda sivil toplumun kendisinden ziyade kavramının tarihsel izi sürülerek, değişik dönemlerdeki farklı içerimleri tespit edilmektedir. Sivil toplum kavramı, ilk zamanlarda bizzat devlet anlamında kullanılmış olduğu halde sonradan medenilik anlamında kullanılmış, daha sonra da siyasala karşı toplumsal olanı ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bütün kullanımlarındaki ortak yön ise hep bir oryantalist bağlamın içinde bir kimlik tasavvuru olarak anlam kazanmış olmasıdır. Ancak, burada kelimenin orijinal kullanımına bakılarak, günümüzde de bu asıla sadık kalınması gerektiği önerilmiyor. Aksine kavramların canlılığı her dönemde onlara farklı anlamlar yüklenmesini mümkün kılıyor. Bu yüzden günümüzde kavramdan ne beklendiğinin yorumlanması gerektiği üzerinde duruluyor. Günümüzde sivil topluma müracaatların bir yorumsaması denenmektedir. Bu yazıda sivil toplumun devletle sürekli bir karşıtlığa indirgenmesi gerekmediği gibi, sivil toplumcu hareketlerin fiili durumda her zaman devlete karşı toplumun alanını güçlendirmek gibi bir amaçla ilgilenmiyor olabileceğine işaret ediyor. Ayrıca sivil toplum da kendi içinde, bir kısmı sivil toplum düşüncesinin altını oyan farklı güçlerin çatışmasına sahne olabilir. Sivil toplum bu yüzden içerdiği şiddet ihtimalinden dolayı sorunsuz bir alan değildir. Yine de Sivil topluma yapılan müracaatlarda demokrasinin daha fazla demokratikleştirilmesi boyutu varsa olumlanmakta, ancak özellikle Avrupa Birliğine giriş sürecinin bir şartı olarak anlaşılıyorsa, bunun kavramdan beklenen faydaları nihai anlamda temin etmeyeceği vurgulanmaktadır. Bu makalede, bu şarta bağlanmış bir sivil toplum talebinin oryantalist köklerine geri döneceğini ve bunun da sivil toplumun oryantalist bağlamını ve istemini serimleyen yapı çözümcü bir eleştirisini tekrar gerekli kılacağı savunuluyor.
English
Cilt / Sayı:
1 Ocak-Mart 2003 - 1 January-March 2003
Yazar: Yasin Aktay
Doç. Dr.Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Sivil, Toplum, Oryantalizm, Şiddet - Civil, Society, Oryantalism, Violence