Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
2 Nisan-Haziran 2003 içinde bulunan makaleler (9)
Kamusal Alan Kavramlaştırmasında Bazı Teorik Sorunlar - Some Theoretical Problems in the Conceptualization of Public Sphere
Özeti Görüntüle Türkçe
Habermasçı kamusal alan modeli burjuva normlarını temel alarak kültürel farklılıkları göz ardı etmiş ve tarih-dışı normatif bir model oluşturarak akılcılığın ötesinde kalan söylem ve pratikleri dışlamıştır. Benzer biçimde Habermas'ın ''akılcılaşmış yaşam alanı'' gibi yeni rasyonalizm tezleri yaşam alanına içkin iktidar ilişkilerini normatif bir model içinde eritmekte ve bu rasyonalizm, mevcut kozmopolit bağlamı ve şartları yorumlamakta zayıf kalmaktadır. Makale, özel-kamusal karşıtlığının liberal-yapısal yorumdaki yetersizliğine işaret ederek, ayrımın teorik katkısını yeniden oluşturmak için katılım ve dışlama güçleri arasındaki diyalektik ilişkiye bakmanın gerekli olduğunu vurgulamaktadır.
English
Habermasian model of public sphere based on bourgeois norms ignores the cultural differences and turns into a-historical normative model. In a similarly normative style, Habermas' new theses (like the thesis of "rationalized life-world") trivialize the power relations, which are inherent to the life-world; and this form of rationalism becomes inefficient to explain present cosmopolitan contexts and conditions. This article first shows that liberal-structural interpretations of the distinction between public and private are quite inadequate, and then emphasizes the necessity of recreating theoretical efficiency of constructing the grand dichotomy by highlighting the dialectical relationship between the power of participation and the power of exclusion. Citation: Kömeçoğlu U. (2003). Kamusal alan kavramlaştırmasında bazı teorik sorunlar. (Some theoretical problems in the conceptualization of public sphere). Sivil Toplum (Journal of Civil Society), 1 (2), pg.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Uğur Kömeçoğlu
Yrd. Doç. Dr.İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Kamusal, Sivil, Toplum, Teorik - Public Sphere, Civil, Society,
İktidarın Nesnesi ve Kaynağı Olarak Beden ve Kimlik Politikaları: Kamusal Alan Tartışmalarına bir Dipnot - Identity Policies and Body as the Object and Source of Power: A Footnote to the Idea of Public Sphere
Özeti Görüntüle Türkçe
Klasik sosyolojinin ihmal edilmiş bir alanı olarak beden üzerinde 80'li yılların ikinci yarısından itibaren artarak yoğunlaşan bir ilgi söz konusudur. Toplumsal aktörün soyut ve Adeta mücessem olmayan bir özne kategorisi olarak toplumsal etkinlikte bulunduğu yönündeki bir varsayımın klasik sosyolojinin bütün kavramsallaştırmalarını belirlediğine dikkat çekiyordu bu ilgi. En pozitivistinden veya materyalistinden en idealistine kadar metafizik bir kökene sahip olduğu saptamasıyla, beden sosyolojisinin oluşumuna yol açan bu yeni eğilim, sosyal aktörün ete kemiğe bürünmüş, mücessem varlığıyla dikkate alınması gerektiğini öneriyordu. Nietzsche'nin bedene atfettiği iktidar istencinin yeniden okunmasıyla da iktidar teorilerine, bedenle ilişki kurulmasını sağlayan yeni bir boyut kazandırıldı. Bütün ideolojiler, dinler ve siyasal rejimlerde insan bedeni üzerinde somut bir tahakküm ve düzenleme yetkisini elde bulundurmanın başlıca istenç olduğuna dikkat çekildi. Kimlik/özdeşleşme ve farklılaşmanın en önemli tezahürlerinden biri de, bedenler üzerinde değişik ideolojilerin, siyasal iktidarlar ve dinlerin iktidar yarışı olarak gerçekleşmekteyken, diğer yandan öznel bireylerin kendi bedenlerini başka ideolojilere, dinlere veya siyasal iktidarların istilasına karşı bir direniş alanı olarak kurmaları da bu çatışmanın ayrı bir yanını oluşturmaktadır. Bu yazıda beden, beden sosyolojisinin ve güncel ampirik örneklerin ışığında iktidar istencinin kaynağı olmakla (dini, siyasi ve ideolojik) iktidarların yarış pisti olmak arasında, özellikle küreselleşen dünyada farklı serüvenler yaşadığına dikkat çekilecektir. Kimlik ve farklılık politikalarının kavramsallaştırmaları için global siyasal bedenlerle bireysel beden siyasetleri arasındaki gerilimin küreselleşen dünyanın önemli çatışma noktalarından biri olduğuna dikkat çekilecektir. Bu gerilimlerin tabii ki kamusal ve özel alan tasavvurlarının yeniden şekillenmesiyle de doğrudan ilişkisi olacaktır.
English
There has been an increasing interest in the body since the eighties, as the neglected area of classical sociology. This interest drew attention to the fact that the assumption of considering the social actor almost acting as an abstract and disembodied subject category has determined all conceptualizations of classical sociology. Having established the idea that from the most positivistic and materialist to the most idealistic point of views are rooted in metaphysics, this new trend in sociology has brought about the formation of the sociology of body, and proposed that the social actor should be taken into acount in his embodied existence. As Nietzsche's attributing a will to power to the body was reinterpreted in a new way, the theories of power gained a new dimension involving a connection with body. It was indicated that the ultimate goal of all political ideologies, religions and political regimes is to keep the authority of dominating and controlling the human body. One of the most important manifestation of identity (and difference, as the complementary action of identity) is the competition of various ideologies, political powers and religions, while the individual making of one's own body as a resisting site to the invasion of other religions, ideologies and political powers constitutes the other part of this conflict. In this essay, in reference to some empirical examples from the sociology of body and the everyday life, the body is indicated as experiencing several adventures in the globalizing world, ranging from being a source of the will to power to being the site of competition for several religious, political and ideological powers. For conceptualizing the policies of identity and difference, it is indicated also that the tension between the global political bodies and the Individual body policies is being one of the most Important conflict point of the globalizing world. This tension would have much to do with the conceptions of the public and private sphere.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Yasin Aktay
Doç. Dr.Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Sivil, Toplum, İktidar, Devlet - Public Sphere, Civil, Society, Goverment
Devlet ve Birey Aşınırken Kamusal Alanı Düşünmek - Thinking Public Sphere While State and Individual are Eroding
Özeti Görüntüle Türkçe
Türkiye'de kamusal alan gibi bir çok kavram sürekli olarak tartışılmaktadır. Ne var ki bu tartışmalar gerekli bazı kuramsal çerçevelerin dışında gelişmektedir. Doğal olarak başta kamusal alan olmak üzere bir çok kavram yanlış tanımlanmaktadır. Böylece kamusal alan, aynı yanlış yaklaşımdan kaynaklanan bir sonuç olarak, devletin mutlak hakimiyetine ait bir alan gibi ifade edilmektedir. Halbuki kamusal ve özel tanımı üzerinde durmakta yarar vardır çünkü bir çok ''özel'' kabul edilen olgu ve olay aslında kamusal alanın içindedir.
English
Several concepts have been discussed among the Turkish intellectuals. Public sphere is among such. However missing the theoretical framework, the concept is used mistakenly. State, in this mistaken context, is described as an ultimate authority to organize public sphere. Yet the individual is incarcerated in his small private sphere. In contrast to the cited usage of the term, the following essay aims to claim that many issues that are categorized as private in fact belong to the public sphere. Thus the colloquial understanding of public and private division is misleading. In other words many things known as private take place in the public sphere.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Gökhan Bacık
Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
Anahtar Kelimeler: Devlet, Sivil, Toplum, Birey - Goverment, Civil, Society, Person
Liberal Kamusal Alan: Rawls'un Uzlaşımcı Liberal Kültürü - Liberal Public Realm: The Reconciliatory Liberal Culture of Rawls
Özeti Görüntüle Türkçe
Liberal gelenek, tarihi boyunca, politikanın merkezi kavramı olan kamusal alanı farklı toplumsal sorunlardan hareketle tanımladı. Politik sorunların çözümünde liberalizmin tek referans olduğunun düşünüldüğü çağımızda, liberal düşünürler, mevcut toplumsal sorunlardan hareketle kamusal alanı yeniden tanımlamak ihtiyacı duydular. Liberal demokrasilerde boy gösteren eşitlik talepleri, geleneğin özgürlük temelinde tanımladığı kamusal alanın yetersiz olduğunu ve yeniden tanımlanması gerektiğini gösterdi. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren liberal geleneğin felsefeyle ilişkisi giderek zayıfladı; çünkü liberalizm artık kurumsallaşmıştı ve felsefi olarak temellendirilmesine ihtiyaç yoktu. O halde geliştirilecek kamusal alan anlayışı felsefi değil politik ve uygulanabilir olacaktı. Bu çalışma, bu amaca yönelik bir uygulamalı politik teori geliştiren ve liberal gelenekten farklı olarak, bir uzlaşımsal liberal kültürü temel alan Rawls'un kamusal alan anlayışını inceliyor.
English
The liberal tradition, always defined the public realm stemming from different social problems. In our age, the liberal thinkers needed to redefine the public realm stemming from present social problems. The demands for equality in liberal democracies implied that the concept of public realm isn't sufficient and should be redefined. The relation of liberal tradition with philosophy weakened; because liberalism was institutionalized and there was no need to justify it philosophically. Then, the new conception of public realm would be not philosophical but political and practical. This study examines the conception of public realm of Rawls, who, differently to the liberal tradition, took reconciliatory liberal culture as the base of his conception.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Aydın Müftüoğlu
Dr. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü
Anahtar Kelimeler: Liberal, Sivil, Toplum, Kamusal, Rawls, - Civil, Society, Public, Rawls, Liberal
Kamusal Alan Kim(ler)in Alanı? - Whose Sphere is Public Sphere?
Özeti Görüntüle Türkçe
Makalede kamusal alan kavramının geçirdiği tarihsel evrimin tartışması kamusal alanın değişen özneleri bağlamında yapılmaktadır. Çünkü kamusal alanın temel belirleyicisinin onun aktörleri olduğu ve bu aktörlerin yapı ve eylemlilik durumuna göre kamusal alanın yapısal ve anlamsal dönüşümlere uğradığı vurgulanmaktadır. Ayrıca bu noktadaki en önemli tarihsel kırılmanın merkezinde ise ''cemaat'' olgusunun olduğu tezi işlenmektedir.
English
The discussion of the historical evolution of the public sphere is done, in this article, around the changing subjects of the public sphere. Because it is assumed that the determinants of the public sphere are its actors and the actions of these are the basic motivation behind the structural transformation of public sphere. Given this, the article draws attention to the community, which has constituted the central point of the historical transformation in that respect.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Ramazan Yelken
Yrd. Doç. Dr. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, Sivil, Toplum - Public Sphere, Civil, Society
Devletli Sivil Toplum - (Non)Governmental Civil Society
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu makale,kamusal alan tartışmaları ekseninde devlet ve sivil toplum ilişkisini konu edinmektedir.Türkiye'de var olan toplumsal,siyasal ve ekonomik sorunların büyük bir kısmı sivil toplumun eksikliğinin sonucudur.Sivil toplum,Türkiye'nin kayıp halkasıdır.Sivil geleneğin zayıflığı,kavramı düşünce evrenimize taşıyan solun,bu alanı gerçekliğinin dışına taşımasından beslenmiştir.Devlet,tabiatı icabı sivil toplumun hasmıdır.Ancak,Türkiye'nin başta uluslararası ilişkilerde karşılaştığı zorlukları aşması; içerde siyasi meşruiyet krizini sona erdirmesi sivil toplumsuz mümkün değildir. Devlet sivil toplumu yeniden keşfetmekte ve sivil toplumun geliştirilmesi devlet politikalarına konu olmaktadır.
English
This article aims to shed light upon the relationship between the state and ''civil society'' on the axis of the debates concerning ''public sphere''. It is asserted that the lack of the tradition of civil society is the source of many political, social and economic problems in Turkey and civil society is the ''lost circle'' of Turkey. In the article, the approach of the left-wing movements in Turkey which tend to think civil society apart from the real social conditions and the state tradition which is ontologically enemy of ''civil society'' are examined as the reasons of the weak civil society tradition. This is also claimed in the article that it is not possible to solve the crisis of legitimacy of the state and the problems which Turkey comes across in foreign affairs by excluding civil society. Lastly it is underlined that nowadays civil society is re-discovered and the development of civil society is taken into account as a significant political issue in Turkey.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Mümtaz'er Türköne
Prof. Dr. Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü
Anahtar Kelimeler: Devlet, Sivil, Toplum - Goverment, Civil, Society
Bir Kamusallık İnşası Olarak Halkevleri - Public Houses and Construction of an Offical Publicity
Özeti Görüntüle Türkçe
Kamusallık teorisi çoğu ülkede sosyal gerçekliği açıklamada ve yorumlamada yararlı bir sosyal teoridir. Türkiye'deki sosyal dönüşümü anlamada da kamusallık kavramı yararlı olabilir. Bu yüzden, bu çalışmada ele alacağımız temel problem halk evleri için Türkiye şartlarında bu kavramın değerlendirilmesidir. Temel soru bu kavramın Türkiye'deki sosyal gerçeğe ne dereceye kadar uygulanabileceğidir? Bu çalışma kamusal alan kavramının kısmen Türkiye gerçeğini açıklayabileceği üzerinde durur.
English
The theory on the public sphere is a useful social theory to explain and interpret the social reality in more countries. Public sphere concept may also be utilized in Turkey for understanding social transformation. The fundamental problem which will be studied in this research is the application of this concept, public sphere, to the conditons of Turkey for ''halk evleri.'' The essential question to be put forth will be: To what degree can this concept be applied to the social reality in Turkey? The research which will be supported throughout the study is: public sphere can partially explain the Turkey reality.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Abdullah Erol
Dr.
Anahtar Kelimeler: Kamusallık, Halkevleri, Sivil, Toplum - Civil, Society, Public Houses
Din ve Vicdan Özgürlüğünün Kamusal İfadeleri ve Türkiye'de Başörtüsü Tartışmaları - Public Expression of the Freedom of Religion or Belief: The Head Cover Controversy ın Contemporary Turkey
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazı 1980'ler ve 1990'larda Türkiye'de süren başörtüsü tartışmalarını ele almaktadır. Esas olarak resmi laiklik politikaları yoluyla yürüyen sekülerleşme süreci, din ve vicdan özgürlüğü açısından bir dizi sonuç doğurdu. Konuya ilişkin kamusal tartışmaların ana eksenini oluşturan başörtüsü meselesi, Cumhuriyetin kuruluşunda oluşturulan kurumsal yapının eleştirel değerlendirmesi için uygun bir çıkış noktası oluşturur. Cumhuriyetin laiklik politikaları, bireyin özel alanıyla sınırlanmış bir din anlayışını temel almıştır. Büyük ölçüde dışlayıcı olan bu model, ayrıca resmi ideolojinin kapsamlı kültür ve medeniyet projesine uyacak şekilde biçimlendirilmiştir. Dini kanaatlerin kamusal ifadeleri ve din çıkışlı dönüşüm talepleri, söz konusu çerçevenin heptenci kategorileriyle kavranmış ve sonuç itibarı ile hak kullanımına meşru olmayan sınırlamalar getirilmiştir.
English
This essay discusses the Islamic head cover controversy in Turkey during the 1980s and the 1990s. The pursuit of secularization, mainly through official laicist policies implemented by Kemalist cadres, engendered a wide spectrum of consequences affecting religious liberties for both Muslims and members of minority religions. More than any other issue, however, the head cover dispute colored public debate on the freedom of religion or belief during the last two decades. The essay also problematizes regulatory laws and administrative practices existing in present-day Turkey that seemingly define a neutral and non-denominational public space and assess these institutional arrangements in relation to their discriminatory consequences.
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Özlem Denli
-
Anahtar Kelimeler: Özgürlük, Başörtüsü, Kamusal Alan, Din, Vicdan - Scarf, Religion, Conscience,
Mahrem Kamusal Alan - The Closed Public Sphere
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışma ana hatlarıyla iki nokta üzerinde yoğunlaşmaktadır. Birincisi, sanayi sonrası toplumda kamusal alanla özel alan arasındaki ilişkinin ne düzeyde olduğu konusu. Sanayileşmenin başlangıç döneminde Batıda görülmekte olan özel alanların sanayi sonrası toplumda kamusal alanla tamamen bütünleştiği tezi ayrıntılı bir şekilde tartışılmaktadır. Bununla birlikte demokratik katılımla birlikte gelişmiş demokratik toplumlarda ''çoğulcu'' bir kamusal yapının ortaya çıktığı ileri sürülmektedir. Çalışmada ikinci olarak Türkiye'deki kamusal alan üzerinde yoğunlaşılmaktadır. Türkiye'de gelişmiş demokratik toplumların aksine ''mahrem'' bir kamusal alan oluştuğu ileri sürülmektedir. Demokratik toplumlarda mahremiyet bireyler için söz konusu iken Türkiye'de bu, devlet için söz konusu olmuştur. Devlet, biri topluma ve siyasal temsilcilerine açık, biri de sadece devletçi elitin vesayetinde olan iki tür kamusal alan geliştirmiştir. Ne toplumsal grupların ne de siyasal temsilcilerinin mahrem kamusal alana müdahil olma şansları yoktur. Türkiye'nin makro politikalarının belirlendiği alanın mahrem kamusal alan olduğu ve bu alanın toplumsal simgelerden ve değerlerden titizlikle korunduğu tezi ayrıntılı bir şekilde bu çalışmada ele alınmaktadır
English
Cilt / Sayı:
2 Nisan-Haziran 2003 - 2 April-June 2003
Yazar: Ömer Çaha
Prof. Dr. Fatih Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanı
Anahtar Kelimeler: Kamusal alan, Devlet - Public Sphere, Goverment