Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
4 Ekim-Aralık 2003 içinde bulunan makaleler (7)
Kamusal Alan ya da Siyasetin Ön Bahçesi - Public Sphere or Front Garden of Politics
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazı genel olarak toplum, devlet ve özel alan sorunlarının analizinde özellikle yarım yüzyıldır yoğun bir biçimde kullanılan ''kamusal alan'' konusunu tartışmaktadır. Ne var ki sorunların çözümünde anahtar rolü üstlendiği düşünülen kamusalın kendisi sorunlu hale gelmiştir.Özelin kamusala açılımı ve kamusal alanın siyaset tarafından işgal edilmesi eksenlerinde beliren kamusalın dönüşümü, birbirleriyle ilintili olan tüm olguları hem anlam, hem de etkinlik kaybına uğratmıştır. Mesela siyasetin kamusalı zaptı, bu alanı devletin özel bir bahçesi haline getirirken siyasetin etkinliğini azaltmıştır. İşte bu yazı genel bir tasvirden sonra alanın nasıl siyasallaştırıldığını, bunun da gittikçe tartışmaların kamusal alan üzerinden yapılmasını anlamsızlaştırdığını göstermektedir.
English
This article discusses in general public sphere issue in the context of state, the analysis ofsociety and private sphere relations. However the key concept (public) at here became problematic in the social sciences. All meaning and importance of the concept has eroded because of the problematic relatons between private and public and the invasion of public by politics. For exampla invasion of public sphere by politics has lessened the effectiveness of polics. After a general definition of the problems, this article analyses how public sphere be politicised. This shows us that the public loosing its meaning.
Cilt / Sayı:
4 Ekim-Aralık 2003 - 4 October-December 2003
Yazar: Mustafa Aydın
Yrd. Doç. Dr. Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, Siyaset - Public Sphere, Politics
Türkiye'de Devlet (çiliğ) in Çöküşünün Bürokratik Nedenleri - The Role of Turkish Bureaucracy Related to the Failure of the Statist Policies in Turkey
Özeti Görüntüle Türkçe
Türkiye'de 1930'larda başlayan devletçilik politikasında 1990'ların sonundan itibaren tam bir çözülme yaşanmaya başlamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden birisi de bürokratik mekanizma ve onun Türkiye'yi ve toplumu algılama biçimidir. Bu sorunun etkisinin azaltılmasında 1950 ve 1980'li yıllarda başlatılan liberal politikalar etkili olmuştur. 1950 Devinimi ve 1980 Devrimi olarak ta adlandırılan bu dönemler, aynı zamanda bürokratik elitin güç olarak etkisinin azalmaya başladığı dönemlerdir. Özellikle Özal, devletin 'baba' olma özelliğini 'rehber' olma şekline dönüştürerek Türk tarihinde önemli bir sayfa açmıştır. O'nun devre dışı bırakılmasıyla birlikte devletçilik ve bürokratik egemenlik (sivil ve sivil olmayan şekillerde) geri dönmüş ve yeniden şiddetini artırmıştır. Çünkü bu bağlamda 2000'li yılların başında bürokratik devletçilik verimsizliği temel ilke edinerek ''bizatihi devletin çöküşünün'' hızlanmasına aracılık yapmaya başlamıştır. Bürokratik verimsizlik ve egemenliğin sona erdirilmesinde, bu mekanizmaların güçlerinin azaltılması ve sivil toplum denetleme mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir.
English
A prominent failure began to appear an exact failure on the statist policies in 1990s which was started in the 1930s in Turkey. One of the main reasons is bureaucratic mechanism and its approach to the society. With the applying the liberal policies which were started in 1950s and 1980s have lessened this problem. During these periods, which are also named as '1950 Liberal Movement' and '1980 Liberal Revolution', bureaucracy has started to worsen in Turkey. Especially Ozal who was the powerful leader in the Liberal Revolution of 1980, altered the 'father' character of the Turkish State into a 'guide' that meant to be opening a new chapter in the Turkish history. With the elimination of his influence, statism and bureaucracy have come back again (in the form of both civil and military meanings) and have deepened its pressure in Turkey. At the same time, in the beginning of the new millennium, bureaucratic statism accelerated the collapse of the state by inefficient implementations. In order to reach the final stage in the bureaucratic inefficiency, it is necessary the decrement the power of bureaucracy and to achieve more efficient civil society inspections.
Cilt / Sayı:
4 Ekim-Aralık 2003 - 4 October-December 2003
Yazar: Mehmet Dikkaya
Yrd. Doç. Dr.
Anahtar Kelimeler: Türkiye, Devletçilik, Devlet, Bürokrasi - Bureaucracy, Turkey, State, Statism
Amerika'da Sivil Toplum ve Sivil Dinin Temelleri - The Origins of Civil Society and Civil Religion in America
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazıda Amerika'da sivil toplumun tarihsel ve kültürel kökenleri irdelenmektedir. Amerikan toplumu Alexis de Tocqueville'in Democracy in America başlıklı meşhur kitabında kendi kendini sivil düzeyde örgütleyebilme konusunda sergilediği üstün performansla nitelenmektedir. Bu özelliği dolayısıyla Amerika'da her türlü işin yapılması için her türlü gönüllü sivil örgütlenmelerin mevcudiyeti göze çarpmaktadır. Bu yazıda Amerika'nın bu örgütlenme istidadının din-devlet ilişkilerine yansımaları veya din-devlet ilişkilerinin böylesi bir toplumsal yapıdan nasıl etkilendiği örneklerle gösterilmektedir. Amerika bir bakıma da Avrupa'dan dini baskılar yüzünden göç etmiş belli din cemaatlerinin kurduğu bir ülkedir ve halen bu cemaatlerin toplumun ve yönetimin her düzeyinde önemli ağırlıkları bulunmaktadır. Bu çerçevede din-devlet ilişkilerinde hangi tarafın diğerini araçsallaştırdığını sormak anlamlıdır. Din ve devlet arasına konulmuş olan laiklik duvarının hem sivil toplum açısından hem de devletin toplumsal sermaye ihtiyacını karşılamak bakımından oldukça işlevsel olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle sivil din kavramının veya olgusunun Amerikan ruhunun bir projesi olmaya daha yatkın olduğu düşünülebilir.
English
This article is concerned with the historical and cultural origins of civil society in America. The American society, in the famous work Democracy in America by Alexis de Tocqueville is characterized by the higher performance in the ability to organize itself at civil level. Because of this feature in America every kind of civil (non-governmental) and voluntary organization can be seen to organize several affairs. The influence of this habitus of organization on the relationships of state and religion, or how these relationships are affected by such a social structure are shown in this essay. America, in a sense, is a product of the series of migrations of religious communities who had fled from Europe because of the religious oppressions to find a New World wherein the religious practices would be exercised freely. The influence of these communities seems to be still prevailing at every level of the American society. Then, it would be meaningful to ask which part instrumentalizes the other one in the context of state-religion relationship. The wall of secularism that has been put by the Constitution in between the two parts seems to be quite functional in terms of fulfilling both the needs of the civil society to sustain its social embodiment and of the state to attain certain amount of social capital. Therefore, civil religion seems more likely to be a project of an American spirit/gheist.
Cilt / Sayı:
4 Ekim-Aralık 2003 - 4 October-December 2003
Yazar: Yasin Aktay
Prof. Dr. Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Amerika, Sivil, Din, Devlet - America, Civil, Religion, State
Demokratikleşme ve Sivil Toplum: Liberal Düşünce Topluluğu Örneği - Democratization and Civil Society: The Case of Association For Liberal Thinking
Özeti Görüntüle Türkçe
Demokratikleşme ne demektir? Farklı demokrasi tanımları demokratikleşmenin içeriğini değiştirir mi, yoksa demokratikleşme sadece bir rejim değişikliğinden mi ibarettir? Demokratikleşme sürecinde sivil toplumun önemi nedir? Güçlü bir sivil toplum, hangi yönlerden demokratikleşmeyi destekler? Çalışmada bu ve benzeri sorular, Liberal Düşünce Topluluğu bağlamında somutlaştırılarak cevaplandırılmaya çalışılmıştır.
English
What is democratization? Do the different definitions of democracy change the content of democratization, or is the democratization only a transition of a regime? What is the importance of civil society in the process of democratization? About which aspects a strong civil society supports the democratization? In this study, those and similar questions are tried to be answered concretely in the view of Association for Liberal Thinking.
Cilt / Sayı:
4 Ekim-Aralık 2003 - 4 October-December 2003
Yazar: Ahmet Karadağ
Yrd. Doç. Dr. İnönü Üniversitesi Kamu Yönetimi
Anahtar Kelimeler: Demokratikleşme, Liberal Düşünce - Democratization, Liberal Thinking
Global Sivil Toplum, Siyaset ve Yurttaşlık - Global Civil Society, Politics, and Citizenship
Özeti Görüntüle Türkçe
Sivil toplum, Batı toplumlarının ve Batı siyasal felsefe geleneğinin özgün bir yapıtı sayılmakla birlikte, 1980'lerden itibaren varlık ve etkinlik alanını giderek genişleterek global dünyanın temel tartışma nesnelerinden biri halini almıştır. Bir başka ifadeyle, küreselleşmiştir. Kavramın küreselleşme sürecinde ilginç olan nokta, ulus devlet modelinin ve döneminin bir ürünü olan sivil toplumun, ulus devlet modelinin krize girdiği bir dönemde de analiz ve açıklama aracı olarak etkinliğini yitirmemiş olmasıdır. Kanımızca bunda etkili olan faktör, sivil toplum ile yurttaşlık arasındaki bağlantıdır. Yurttaşlık anlayışının ulus devlet yurttaşlığından global yurttaşlığa doğru kayması beraberinde, yurttaşlığın siyasal, kültürel, demokratik özelliklerinin edinildiği bir toplumsal alan olarak sivil toplum anlayışının da globalleşmesi olgusunu getirmiştir. İster eleştirel isterse taraftar tavır almış olalım, inkar edilemeyecek nokta, globalleşmenin yol açtığı toplumsal değişimin tüm boyutlarıyla incelenmeye, normatif parametrelerinin ortaya konulmaya ihtiyacı olduğudur. Bu makalenin amacı globalleşmeyi veri olarak kabul ederek globalleşme ile sivil toplum arasındaki ilişkiyi global yurttaşlık anlayışı çerçevesinden ele almak, global dünyada sivil toplum ve kurumlarının etkinlik olasılıklarını tartışmaya açmaktır.
English
Through 1980s, the meaning of the concept of civil society has broaden and become one of the most discursive issue in the global arena even though the original meanings attached to civil society are in the Western historical experience and political tradition. In other words, this concept has globalized. It is remarkable during the process of globalization that this concept as a product of the model of nation-state, is a useful tool for anaysing also in a period in which the nation-state model is in crisis. This situation can be explained by the relationship between civil society and citizenship. As the concept of nation-state citizenship is redescribed as global citizenship, civil society is globalized because of its definition as an arena in which citizens have learned social, cultural and democratic values. Anyway favor or not, we must analyse the effects of globalization in every aspects and with normative parameters. This article aims to discuss the efficacity possibilities of civil society and its institutions in a global world with a perspective in which global citizenship is accepted as an important parameter for analysing the relationship betweeen globalization and citizenship.
Cilt / Sayı:
4 Ekim-Aralık 2003 - 4 October-December 2003
Yazar: Gülgün Erdoğan Tosun
Doç. Dr. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü
Anahtar Kelimeler: Global, Sivil, Toplum, Siyaset,Yurttaşlık - Global, Civil, Society, Politics, Citizenship
21. Yüzyılı Şekillendirecek İki Anahtar Kavram Olarak Küreselleşme ve Sivil Toplum - Globalisation and Civil Society as Two Key Concepts That Will Shape 21th Century
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazıda günümüzün yükselen değerleri arasında yeralan küreselleşme ve sivil toplum kavramları irdelenmiş, küreselleşmenin sivil toplumu, sivil toplumun küreselleşmeyi nasıl etkilediği tartışılmıştır. Ülkeler arasında sınırların aşınması, ulus-devletin görece zayıflaması, mal ve sermaye akımlarının artması, üretimin dünya ölçeğinde yapılması, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme sayesinde dünyanın adeta küresel bir köye dönüşmesiyle karakterize edilebilecek bir süreç olan küreselleşmenin siyasi düzeyde öne çıkardığı sistem katılımcı ve çoğulcu demokrasi, iktisadi düzeyde ise bireysel girişim, rekabet ve serbest mübadeleye dayalı piyasa ekonomisidir. Sivil toplum ise devletin veya kamu otoritesinin gözetim, denetim ve belirleyicilik alanı dışında kalan, rızaya ve gönüllü işbirliğine dayalı, resmi bir sıfat taşımayan, ortak özlem, ideal ve beklentileri paylaşan bireylerin birlikte gerçekleştirebilecekleri gönüllü faaliyetleri nitelemektedir. Küreselleşme sürecinin yükselmesiyle ulus-devletin zayıflaması, demokrasi ve insan hakları söyleminin öne çıkması, sivil toplumun doğup gelişmesine ve etkinlik alanını genişletmesine uygun bir atmosfer yaratmıştır. Bu çerçevede sivil toplum ile küreselleşme karşılıklı etkileşim halinde 21. yüzyılı biçimlendirmede kilit rol oynayacak iki kavramdır.
English
This study discusses globalization and civil society as the two key concepts to shape the 21st century and how these two affect one another. Both globalization and civil society are among the most popular, rising values across the world today. Globalization is a multi-dimensional process that can be characterized as weakening of the nation-state, borders between countries becoming less important, increasing goods and services flow, organizing production at a global level, hence the world becoming a small global village thanks to rapid and tremendous improvements in transportation, information processing and communication technology. Globalization favors pluralist and participatory democracy politically, while economically it favors market economy based on individual freedom, competition, free trade and private property. Civil society characterizes voluntary activities conducted by individuals who share common concerns and ideals, without being forced to get permission from the state or public authority. The fact that authoritarian nation-state weakened and democracy and human rights discourse became prevalent as a result of the rise of globalization created a suitable atmosphere in which civil society can grow and flourish.
Cilt / Sayı:
4 Ekim-Aralık 2003 - 4 October-December 2003
Yazar: Mustafa Acar
Yrd. Doç. Dr. Kırıkkale Üniversitesi İktisat
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, 21. Yüzyıl - Globalization, 21. Century
Siyasette Değişen Parametreler - The Changing Parameters of Politics
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu makalenin amacı, siyasetteki değişim parametrelerini, bilgi toplumunu değişimin temeli ve küreselleşme/yerelleşmeyi ise değişimin yolu olarak değerlendirerek incelemektir. Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler ulus-devletin çeşitli boyutlarda dönüşümünü zorlamaktadır: yönetimden yönetişime; liberal demokrasiden katılımcı demokrasiye. Bu dönüşüm yeni kamu yönetimi fikriyle ve sivil toplumun yükselişiyle de desteklenmektedir. 11 Eylül sonrası dönem bir kırılma yaratmakla beraber bu değişim parametrelerinde bir geri dönüşü getirmemiş ancak uluslar arası sistemdeki güç dengelerini karmaşıklaştırmıştır. Bu çerçevede, makale, Türk siyasal sisteminin değişim çağında bir istisnayı temsil etmediğini ve dönüştüğünü gözlemlemektedir.
English
The purpose of this essay is to study the parameters of change in politics by considering information society as the basis for change. Globalization and localization can also be considered as the way of change. Developments in information technologies necessitate the transformation of nation-state in several dimensions: from government to governance; from liberal democracy to participatory democracy. This transformation is also complemented by the idea of new public management and the rise of civil society. The post-September 11 era has not brought a reverse shift in these parameters, on the contrary, the balance of power in the international system seems to become more complicated than before. Within this framework, this article futher discusses that the Turkish political system does not constitute an exception in the age of transformation.
Cilt / Sayı:
4 Ekim-Aralık 2003 - 4 October-December 2003
Yazar: Burhanettin Duran
Yrd. Doç. Dr. Sakarya Üniversitesi Uluslararas İlişkiler Bölümü
Anahtar Kelimeler: Siyaset, Demokrasi, Küreselleşme - Policy, Democracy, Globalization