Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
5 Ocak-Mart 2004 içinde bulunan makaleler (7)
Çoğulculuk ve Meşruiyet Krizi - Pluralism and Legitimacy Crisis
Özeti Görüntüle Türkçe
Yazının amacı Batılı modernlikte içkin meşruiyet krizi açısından çağımızdaki plüralizmin dinamiklerini ve mukadderatını sorgulamaktır. Öncelikle farklı türleri olan çoğulculuğun özünde meşruiyet krizine ilişkin bir olgu olduğu tespit edilmiş ve bunun modern dünyaya özgü bir şey olmadığı vurgulanarak geleneksel ve modern çoğulculuklar arasındaki fark ele alınmıştır. İslam ve Osmanlı örneklerinde monizm ile diyalektik bir ilişki içinde şekillenen ve bireylere, birbirlerini tamamlayıcı tikel ve evrensel kimlikler verebilen geleneksel çoğulculuğun, modern dikotomik çoğulculuktan farkı belirtilerek bunun ulus devletler sonrası dönemde tekrar gerçekleşme şansının olup olmadığı tartışılmıştır. Bu bağlamda Batı ile Batı dışı dünyadaki meşruiyet krizinin farklı dinamikleri ve başlıca ''meşruiyet ve yasallık'' ile ''özel ve kamusal'' alanlar arasındaki ayırım ile karakterize ortak tezahürleri belirlendikten sonra aile hukuku örneğinde analiz edilmiştir. Meşruiyet krizinin kökenlerine inmeden sadece sonuçlarına, kültürel farklılık olgusuna çoğulculuk ekseninde çözümler üretmenin, palyatif, ideolojik bir tavırdan öteye geçemeyeceği sonucuna varılmıştır.
English
The aim of this paper is to question the dynamics and destination of the pluralism in the contemporary world in terms of the legitimacy crisis inherent in the Western modernity. It established first that pluralism of several kinds is a phenomenon quintessentially concerning legitimacy crisis and dealt with the difference between the traditional and modern pluralisms emphasizing that it is not a phenomenon peculiar to the modern world. Then, expounding in the Islamic and Ottoman cases the difference, from modern dichotomical pluralism, of the traditional pluralism which took shape in a dialectical relationship to monism and could provide people with complementary particular and universal identities, it discussed whether it has chance to be achieved once again in the post-nation-states era. In this context it described the different dynamics of legitimacy crisis and its common manifestations, in the Western and non-Western worlds, characterized mainly by the distinction between ''legitimacy and legality'' and ''private and public spheres'' by analyzing it in the case of family law. It concluded that, trying to produce solutions to the mere consequences of legitimacy crisis, that is, to the phenomenon of cultural diversity in the axis of pluralism without tracing it to the very roots, is impossible to go beyond a palliative, ideological stance.
Cilt / Sayı:
5 Ocak-Mart 2004 - 5 January-March 2004
Yazar: Bedri Gencer
Yrd. Doç. Dr Kocaeli Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü
Anahtar Kelimeler: Çoğulculuk, Modernizm, - Pluralism, Modernism
Yanlış Giden Ne? Postmodernizm, Çokkültürcülük ve Avrupa'da Yeni Irkçılık - What Goes Wrong? Postmodernism, Multiculturalism and New Racism in Europe
Özeti Görüntüle Türkçe
1980'lerden beri postmodernizm ve çokkültürcülük Batı dünyasında ana cereyanlar haline gelmiştir. Bu makale çokkültürcülüğün, kendine özgü kültürel ve siyasal bir gündem oluşturmak için kimlik, farklılık ve çeşitlilik gibi postmodern temaları nasıl benimsediğini araştırmakta, Avrupa toplumlarının bazı çokkültürcü değerler ve ilkeler temelinde devlet ve pazar tarafından yukarıdan aşağıya etnikleştirilmesinin, dönemin popüler kültürcü doğrulamalarını içselleştiren yeni tür bir ırkçılığın gelişmesi için verimli bir zemin sağladığını iddia etmektedir.
English
Since the 1980s, postmodernism and multiculturalism have become mainstream currents in Western world. This article explores how multiculturalism adopts some postmodern themes such as identity, difference and diversity to set a unique cultural and political agenda of its own. It argues that the top-down ethnicisation of the European societies by the State and the Market on the basis of some multiculturalist values and principles provides a fertile ground for the development of a new form of racism which internalizes the popular culturalist affirmations of the era.
Cilt / Sayı:
5 Ocak-Mart 2004 - 5 January-March 2004
Yazar: Nazım İrem
Yrd. Doç. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, Çokkültürcülük, Avrupa, Irkçılık - Postmodernism, Multiculturalism, Racism, Europe
Globalleşme, Özgürlük, Etik ve Siyaset - Globalization, Freedom, Ethics and Politics
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışma globalleşme dediğimiz ve bugün bir klişe durumuna da gelmiş tarihsel olgunun özgürlük kavramı üzerine etkilerini araştırmayı kuramsal ve tematik düzeylerde yapmaya çalışmaktadır. Bu araştırma özgürlüğü etik ile ilişkisel düşünmemizi önerecek, ve bu ilişkisel düşünme eyleminin bizi farklı bir siyaset anlayışına götüreceğini de vurgulayacaktır. Böyle bir kuramsal düşünme eylemi, aynı zamanda, Türkiye'de yapılan sivil toplum-demokratikleşme tartışmasına kuramsal bir katkıda da bulunacaktır.
English
Given the fact that globalization has become the key concept for an understanding of our present world and national affairs, it is important to ananlyze its impacts on politics. In this paper, I will do so by focusing on the question of freedom in a globalizing world, and suggest that freedom should be considered in a relation to ethics. It should be pointed out in this context that the paper is thematical and theoretical in nature and attempts to discuss the question of freedom, ethichs and politics as relational and intertwined categories. The paper also suggests that this theoretical enterprise to think of freedom and ethics as relational and that this gives us a beter understanding of politics, is useful for our debates about sivil society and its importance for democratization.
Cilt / Sayı:
5 Ocak-Mart 2004 - 5 January-March 2004
Yazar: E. Fuat Keyman
Prof. Dr. Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
Anahtar Kelimeler: Globalleşme, Özgürlük, Etik, Siyaset - Globalization, Freedom, Ethics, Politics
Dinsel Çoğulculuk Modeli ve İslam - The Model of Religious Pluralism and Islam
Özeti Görüntüle Türkçe
Bilindiği üzere 1970'lerden itibaren kültürel, ırksal, dilsel ve coğrafi sınırların ortadan kalması dünyada daha önce görülmeyen bir durumun ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Zira, dünya tarihinde ilk defa çok hızlı bir şekilde gerçek bir global toplum olma yolunda hızlı bir şekilde ilerlemeler kaydedilmeye başlanmıştır. Çünkü bu dönemde ne batı ne de doğu kendini kendi sınırlarına kapatmaktadır. Bundan dolayı da bu iki dünyanın hiçbiri kendini dünyanın kültürel ve tarihsel merkezi olarak mütalaa edememektedir. Dahası günümüzde farklı dinlerin varlığı, gücü ve zenginliği hayatımıza öylesine girmiştir ki onları bir kenara itmek ve görmezlikten gelmek artık imkansızlaşmıştır. Çünkü öteki dinsel gelenek taraftarlarıyla olan karşılıklı münasebetlerimiz ve onlara olan bağımlılığımız, ister istemez dinlerin çokluğu ve Aşkın Gerçekliğe ilişkin pek çok farklı yanıtın olduğu veya olabileceği gerçeğinin farkında olmamızı sağlamıştır. Bu bağlamda bu yazıda bu yeni durumun kurumsal İslam'ı yani Hz. Muhammed'in öğretisi etrafında şekillenen müesses dini Tanrıya götüren yegane yol olarak gören geleneksel Müslüman anlayışına yönelik meydan okumaları irdelemeye çalışacağız. Bunu yaparken ilk olarak çoğulcu modelin temel argümanlarını inceleyeceğiz. İkinci olarak bu argümanlarla İslam'ın temel öğretisi arasındaki ilişkiye bakacağız. Son olarak ise Kur'an vahyinin eşsizliği/biricikliği bağlamında çoğulcu modelin argümanlarının geleneksel Müslüman inançları üzerindeki teolojik imaları üzerinde duracağız.
English
As is well known from the 1970's onwards the breaking of cultural, racial, lingusitical and geographical boundaries has been on a scale that the world has not previously seen. For the first time in recorded history of the world we seem to be rapidly becoming a true global community. Today neither the west nor the east is closed within their own boundaries. For that reason neither of them regard themselves as being the historical and cultural centre of the world and as having a religion that is the sole valid way of worship. Furthermore in our day the presence, power and richness of other religious traditions have entered our Muslims awaraness. Our contemporary intercommunicating and interdependent planet has made us aware, more clearly but also more painfully than ever before, of multiplicity of religions and of the many different ultimate answers. Within this context in this article, we will try to explore how this new situation challenges to the traditional Muslims understanding which sees Islam, the institutionalised religion of the Prophet Muhammad is the only acceptable way to God. By doing this first of all we will examine the maing arguments of the pluralistic model. Secondly, we will look at the relationship between these arguments and the main teaching of Islam. And lastly we will deal with the theological implications of the pluralitic model on the traditional Muslim beliefs with special referance to the uniqueness of the Qur'an
Cilt / Sayı:
5 Ocak-Mart 2004 - 5 January-March 2004
Yazar: Mustafa Aydın
Doç. Dr. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Anahtar Kelimeler: Dinsel Çoğulculuk, İslam - Religious, Pluralism, Islam
Sivil Toplumun Karanlık Yüzü: Demokrasiye Geçiş Sürecinde Sivil Toplumun Farklı Görünümleri, Hırvatistan Örneği - The Dark Side of Civil Society: Different Faces of Civil Society in the Period of Transition to Democracy, the Case of Croatia
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazıda, Hırvatistan ve Türkiye vak'alarından yola çıkarak, sivil toplum kavramıyla demokratikleşme süreci arasındaki bağlantı sorgulanmaktadır. Öncelikle sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin her koşulda ''demokratik'' sıfatıyla karşılanmasının mümkün olmadığı somut örneklerle gösterilmesiye çalışılmaktadır. Ardından, sivil toplumun bir kavram çifti olarak modern devletle örtüştüğü; ancak modern devlet'in mutlaka ''demokratik'' devlet anlamına gelmediği savlanmakta ve böylelikle, sivil toplum ve demokrasi kavramlarını özdeş saymanın hatalı bir tutum olduğu sonucuna varılmaktadır.
English
In the aftermath of the coup d'Etat of 1980 in Turkey and during the so-called transition to democracy in post-socialist countries the concept of ''civil society'' and its derivate NGOs were largely considered as the essential the essential tool of the democratization process. Nevertheless, some concrete developments concretized in ''civic'' movements against governmental policies to establish sine qua non democratic norms create serious doubts concerning the ''democracy building capacity'' of the civil society in such countries. This paper, in the light of some examples of social activity taken from Croatian and Turkish societies, is aiming to develop some ideas on ''deviations'' from the ''norm'' of civil society in the countries of modernization or transition.
Cilt / Sayı:
5 Ocak-Mart 2004 - 5 January-March 2004
Yazar: Ozan Erözden
Yrd. Doç. Dr. Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
Anahtar Kelimeler: Hırvatistan, Türkiye, Demokrasi - Croatia, Turkey, Democracy
Türkiye'de Çoğulculuk ve Kamusal Alanın Kullanımı - Multiculturalism and Public Sphere Politics in Turkey
Özeti Görüntüle Türkçe
Günümüzün modern Türkiye'si on yıl öncesinden çok daha bölünmüş haldedir. Siyah ve beyaz Türkleri ve Kürtleri birleştiren tek güç birbirlerine karşı duydukları karşılıklı korkudur. Kürt milliyetçiliğine karşı yürütülen mücadele devletin insani ve hukuksal dayanaklarını sarstı. Devlet kendi halkının kimlik taleplerine karşı izlediği politikalarla yüzsüz bir baskı makinesine dönüştü. Günümüz Türkiye'sindeki insanlar geçmişin soluk hatıralarıyla, bugüne ilişkin hiçbir inanç beslemeden, geleceğe ilişkinse çok az inanç besleyerek yaşamaktadırlar. Bu olumsuzluklar yanında, yine de Türkiye'nin Avrupa Birliğinin üyesi olma mücadelesi ve devlet yapısını Avrupa normlarına uydurma çabası, hızla gelişen sivil toplum ve genişleyen piyasa içinde, etnik ve dini farklılıklara saygı duyulacak yeni bir sosyal sözleşme oluşturacak devinimi başlatmıştır. Siyasi, etnik ve ekonomik nedenlerden dolayı dışlanan Türkler ve Kürtler için, İslam, birlikte yaşama ve etiğin tasavvur edilen ana kaynağı olmaya devam etmektedir. Modern Türkiye, bir travesti gibi, tıpkı başka bir cinsiyetin ruhunu taşıyan cinsiyet değiştirmiş bir beden gibi sürekli gerilim halindedir... Beyaz Türkiye ve onun Kemalist kimliği sürekli bir sancı ve Türkiye'nin ulusal kültürel yapısıyla çatışma içindedir.
English
Modern Turkey is more divided today than it was a decade ago. The only force unifying the white and black Turks and Kurds is their common fear of each other. The war against Kurdish nationalism has destroyed the humane nature of the state. It has become a faceless machine operating against its own people. Men and women in Turkey today live with only a dim memory of the past, no faith in the present and only limited faith in the future. Nevertheless, Turkey's struggle to become a member of the European Union and its attempts to domesticate the state structure in accordance with the European norms, its burgeoning civil society and expanding market have created a momentum to create a new social contract in which ethnic and religious diversity will be respected. For those excluded Turks and Kurds, Islam remains the imagined native home of co-existence and the source of ethics.
Cilt / Sayı:
5 Ocak-Mart 2004 - 5 January-March 2004
Yazar: M. Hakan Yavuz
Doç. Dr. Utah Üniversitesi Orta Doğu Merkezi Siyasal Bilimler Bölümü
Anahtar Kelimeler: Türkiye, Çoğulculuk,Kamusal Alan - Multiculturalism, Public Sphere, Turkey, Politics
Sivil Toplum, Demokrasi ve Çoğulculuk - Civil Society, Democracy and Pluralizm
Özeti Görüntüle Türkçe
Sivil toplum olgusu Batı siyasal ve toplumsal formasyonu içinde ortaya çıkmıştır. Bu formasyonda temel aktörse burjuva sosyal sınıfıdır. Sivil toplum özünde modernitenin bir ürünüdür. Kavram, modern dönemde yurttaşlık, demokrasi, kamusal alan ve çoğulculuk kavramlarıyla birlikte sıkça gündeme gelmektedir. Çoğulculuk sivil toplumun doğasını oluşturmaktadır. Sivil toplum örgütlerinin çoğulcu yapıları iki yönden ele alınıp incelenmektedir. Bir yandan sivil toplumun çoğulcu yapısının örgütlülük içinde demokratik değerlerin oluşmasına ve yerleşmesine taban teşkil ettiği savunulmakta, diğer yandan ise sivil toplumun çoğulculuğunun sivilliğe ve demokratikliğe karşılık gelmediği vurgulanmaktadır. İkinci yaklaşım sivil toplum sahasının katıksız bir özgürlük alanı olarak resmedilmesinin yanıltıcı ve sorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Sivil toplumun çoğulculuğunun demokrasiyle örtüşmesi ancak hakim, ideolojisiz bir toplumsallığın varlığıyla mümkündür. Makalede sivil toplum, demokrasi ve çoğulculuk ilişkisi bu iki yaklaşımın teorik argümanları ışığında analitik olarak irdelenmektedir. Sivil toplumun çoğulcu doğasının demokrasi üzerindeki olası etkileri farklı düşünürlerin kuramsal yaklaşımlarıyla desteklenerek incelenmektedir
English
The fact of civil society was born in the Western political and social formation. In this formation the main actor in the bourgeoisie class. Civil society, in reality, is the product of modernity. Capitalism, industrialization, urbanization, nation-state, democracy, secularization and the like which characterize the inner structure modernity have become the determinants of the development of the idea of civil society. The concept of civil society in modern era goes together with the concept like citizenship, democracy, public sphere, and plurality. Plurality is the essence of civil society. The civil society organization points to a specific form the collectivity. Civil society organizations that provide the joining of the individuals, groups and classes in the political life. This way, social problems (issues) are included in the public space and discussed within this frame. The plural structure of civil society organization is considered from the point of two perspectives. Our one hand it is claimed that the plurality of the structure of the civil society serves for the basis of the formation and the establishment of democratic values; on the other hand it is pointed out that the plurality of civil society does not directly cover or equivalent to civility and democratization. The second approach emphasizes that it is rather problematic to describe the civil society area as a pure of freedom. The contribution of the plurality of the civil society to democracy is possible if only a sociality without a dominant ideology exist. In this article, the relationship between civil society, democracy and plurality is analyzed from the point of the theory arguments of these two approaches. The possible effects of the plural nature of civil society on democracy are examined through the theoretical approaches of various thinkers.
Cilt / Sayı:
5 Ocak-Mart 2004 - 5 January-March 2004
Yazar: Özkan Yıldız
Arş. Gör. Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, Demokrasi, Çoğulculuk - Civil Society, Democracy, Pluralizm