Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
9 Ocak-Mart 2005 içinde bulunan makaleler (6)
Hangi Sivil Toplum, Nasıl Bir Demokrasi? 1990'ların Türkiye'sinde Sivil Toplum(lar) - Which Civil Society, How A Democracy? Civil Societies of Turkey in 1990s
Özeti Görüntüle Türkçe
Sivil toplum kavramının 1990'lı yıllar itibariyle olağanüstü bir popülerlik kazandığı ve demokratikleşme sürecinin en önemli motoru olarak algılandığı gözleniyor. Bu makalede, öncelikle, söz konusu hakim analiz perspektifinin kavramsal ve ideolojik arka planını özetleyeceğim. Daha sonra, bu arka planı Gramsci ve Hegel'in sivil toplum yaklaşımları ışığında tekrar yorumlayarak, kavramın demokratikleşme süreçlerine doğrudan bağlanamayacağını iddia edeceğim. Bir yandan, belli özel çıkarlar adına araçsallaştırılmış, diğer yandan da siyasete alternatif olma iddiasıyla donanmış bir sivil toplum kavramının demokratikleşme sürecine yarardan çok zarar getireceğini savunacağım. Makalenin son bölümünde, bu yaklaşımı daha açık bir şekilde ifade edilebilmek adına, son dönemde Türkiye'de yaşanan bir takım sivil toplum tecrübelerini ele alacağım.
English
Since the 1990s, we have been observing an extraordinary popularization of the 'civil society' concept which has become to be seen as one of the main motors of political democratization processes. In this article, I will first summarize the conceptual and ideological background of this dominant analytical perspective. I will then re-interpret this background in the light of Gramscian as well as Hegelian approaches in order to defend the argument that the concept should not be directly associated to the democratization processes. I will argue that the civil society concept would rather harm than enable the process of democratization when it is instrumentalized for specific interests and/or endowed with a vocation of constituting the alternative of the politics. Aiming to clarify this approach, in the last part of the paper, I will discuss some of the recent Turkish civil society experiences.
Cilt / Sayı:
9 Ocak-Mart 2005 - 9 January-March 2005
Yazar: S. Ulaş Bayraktar
IEP Paris Siyaset Sosyolojisi, Doktora Öğrencisi
Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Gramsci, Hegel, - Gramsci, Hegel, Democracy
Küreselleşme Demokrasiyi Zayıflatıyor mu? - Does Globalization Weaken Democracy?
Özeti Görüntüle Türkçe
Küreselleşme tartışmalarında, dünyada değişik boyut ve özellikleriyle etkisi gittikçe artan bir olgu olarak küreselleşmenin demokrasi ve demokratik yönetim anlayışını zayıflattığı vurgulanmaktadır. Bu iddialar özellikle, değişen sınır, ülke ve egemenlik anlayışlarının, demokrasinin temelini oluşturan siyasal katılım ve muhatap topluluk ilkelerine olan etkisi etrafında yoğunlaşmaktadır. Bu çalışmada, demokrasi ve demokratik yönetim bağlamında, küreselleşme yanlılarının bu iddialarını, özellikle; ulus-devlet, egemenlik ve sosyal devlet uygulamalarıyla ilgili olarak incelemekte, demokrasinin iddia edildiği kadar ümitsiz bir durumda olmadığını ifade etmekteyim.
English
In the globalization debate, it is commonly argued that globalization as an increasingly influential phenomenon has been weakening the idea of democracy and the practice of democratic governance. These assertions are centered especially on the notions of democratic participation and relevant community, two essential principles of the idea of democracy, and point out the influence on these principles of the transformations in the traditional conceptions of border, territoriality, and sovereignty. In this work, I analyze these claims of the globalists in the context of democracy and democratic governance with regard to nation-state, sovereignty, and welfare policies, and conclude that the prospect of democracy is not as hopeless as these assertions go.
Cilt / Sayı:
9 Ocak-Mart 2005 - 9 January-March 2005
Yazar: Mehmet Fevzi Bilgin
Yrd. Doç. Dr. Sakarya Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Demokrasi, Devlet - Democracy, Globalization, State
Demokrasi Eleştirileri - Critics of Democracy
Özeti Görüntüle Türkçe
Demokrasi çoğunlukla seçme ve seçilme özgürlükleri ile tanımlansa da gerçekte ideal demokrasiyi oluşturan muhtelif kurumlar (kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti, sınırlı devlet, laiklik vs.) bulunmaktadır. İdeal demokrasiye ulaşma çabaları, tarih boyunca devam etmiş ve farklı demokrasi anlayışları kapsamında değişik demokrasi türleri ortaya çıkmıştır. Fakat, uygulanan demokratik modeller çeşitli düşünürler tarafından geliştirilen teorilerle eleştirilere maruz kalmıştır. Teorik bazda demokrasiye eleştiri yönelten düşünürlerin başında; Arrow, Downs, Mosca, Pareto, Michels, Hayek ve Buchanan gelmektedir. Bu çalışmada öncelikle bazı siyaset bilimcilerin geliştirdiği kuramlardan yola çıkılarak teorik düzeyde demokrasiye yöneltilen başlıca eleştiriler özetlenmektedir.
English
While democracy per se implies only a system of government defined and legitimized by elections, ideal democracy can be characterized more fully by the several institutions, such as seperation of powers, rule of law, limited government, secularism etc. Throughout the history, the humankind tried to find and implement an ideal democracy. Both in theory and in practice, several varieties of democracies emerged, but those were far from the ideal. Therefore, democracy, as a form of government was criticized by many thinkers and philosophers. In this article, major critiques of Arrow, Downs, Pareto, Michels, Hayek, and Buchanan are explored.
Cilt / Sayı:
9 Ocak-Mart 2005 - 9 January-March 2005
Yazar: Coşkun Can Aktan, Dilek Dileyici
Prof. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi, Maliye Bölümü, Doç. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi MAliye Bölümü
Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Eleştiri, Siyaset - Democracy, Politics, Criticism
Demokrasinin Varlık Koşulu Olarak Çoğulculuk: Durağanlığa Karşı Dinamizm - Plurality as the Condition of Democracy: Dynamics vs. Stability
Özeti Görüntüle Türkçe
Demokrasi kavramının kökensel içeriği, toplumun çoğulluk alanı olarak görülmesine dayanır. Modern insan tasarımı, öznelliği tikel ilgiye indirgeyerek, çoğulculuğu uzlaşım aracılığıyla aşan politik kavrayışlar ortaya koymuştur. Liberalizm, uzlaşım temelli bir politik anlayış olarak, farklılıklar arası ilişkinin dinamiğini ortadan kaldırmış ve toplumu durağan bir yapı olarak tanımlamıştır. Demokrasinin insanlar arası yaşantı kipi olması gerektiğine aykırı bu liberal bakış açısı, çağdaş toplumlarda ortaya çıkan kimlik talepleri karşısında nötralite ilkesinden başka hiçbir kavramsal araca sahip değildir. Bu durum, demokrasi açısından, farklılıkların ihmal edilmesi sonucunu doğurur. Radikal demokrasi, bu demokrasi krizine, çoğulluğu tanıma süreçlerini göz önüne alarak yanıt arayan politik bir kavrayıştır.
English
Original content of concept of democracy depends on consideration of the society as a sphere of plurality. The comprehension of modern human being, reducing the subjectivity to particular interest, has presented political concepts transcending plurality through consensus. Liberalism as an approach which is grounded on consensus, destructs the dynamics of the relations between differences and also defines the society as a stable structure. Such a liberal perspective contrasting the view that democracy should be an inter-subjective mode of living, has nothing but a principal of neutrality against the claims of identity emerging in contemporary societies. In the terms of democracy such situation results in neglecting the differences. Radical democracy is a significant political comprehension attempting to find a solution to such crisis of democracy through recognition of the plurality.
Cilt / Sayı:
9 Ocak-Mart 2005 - 9 January-March 2005
Yazar: Nilgün Toker Kılınç
Yrd. Doç. Dr. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü
Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Çoğulculuk, Dinamizm, - Plurality, Democracy, Dinamism
Tercih Edilebilir Bir Siyasal Sisteme Doğru: Demokrasi mi, Cumhuriyet mi? - Toward A Preferable Political System: Democracy or Republic?
Özeti Görüntüle Türkçe
Siyasal birer sistem olarak demokrasi ve cumhuriyet, kısmen de olsa birbirinden farklı iki siyasal modeldir. Zira, tarihsel olarak demokrasi ilk defa Antik Yunan dünyasında tecrübe edilmiş, cumhuriyet ise, özellikle Roma döneminde uygulamaya konmuştur. Bununla birlikte, temel argümanları açısından irdelendiğinde, demokrasinin, bireysellikten yana tavır belirlediği, buna karşın, cumhuriyetin daha devletçi bir yapıya sahip olduğu görülür. Bu anlamıyla demokrasi ve cumhuriyet; eşitlik nazariyesi, yurttaşlık kimliği, kamusal alan, özgürlük vb. problemlere yönelik çözüm önerileriyle az da olsa birbirlerinden ayrılırlar. Bu iki siyasal form, Türkiye'de ise aynı siyasal modelleri ifade ediyormuş gibi algılanmaktadır. Fakat bu iki siyasal formun genel karakteristikleri dikkate alındığında, bu yargının yanlış olduğu ortaya çıkmaktadır.
English
Each as political systems, democracy and republic are two political models different from one another. Democracy was first applied in the Ancient Greece historically, and republic was firstly employed during the reign of the Romans. Examined with respect to basic arguments, it is observed that democracy is for individualism while republic has a more statist approach. Hence democracy and republic are slightly different in their solutions to such problems as equality theory, citizenship identity, public area freedom. In Turkey these two political forms are understood as if they stood for the same political models.
Cilt / Sayı:
9 Ocak-Mart 2005 - 9 January-March 2005
Yazar: Yıldırım Torun
Öğr. Gör. Atatürk Üniversitesi Felsefe Bölümü
Anahtar Kelimeler: Siyasal Sistem, Demokrasi, Cumhuriyet - Political System, Democracy, Republic
Doğulu ve Batılı Bağlamlarda Din-Sendikal Hareket Etkileşimi - Religion-Trade Union Interaction in Western and Eastern Contexts
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışmanın ilk kısmında, din-sendikal hareket etkileşimi açısından sosyal bilimler alanında tartışma götürmez varsayılan temel görüşler tartışmaya açılmaktadır. Doğu ve batı kategorileri ekseninde işlenen bu genel ve kavramsal tartışmada, yaygın bakış açısının ve kabullerin aksine, Hristiyanlık ve İslam dininin bu konu bağlamında iki zıt veya birbirini dışlayan kutbu temsil etmekten ziyade iki farklı geleneği temsil ettiği ortaya konulmaktadır. Buna göre, düşman iki zıt kutup olarak kavramlaştırmaya alışık olduğumuz bu iki bağlam, zıtlaşma içinde de olsa sürekli birbiriyle etkileşen dünyalar olarak ele alınmıştır. Çalışma, bu bağlamlara özgü tarihsel ve sosyo-kültürel evrimleşmelerin ürünü ve sonucu olan mücadele stratejileriyle sendikalaşma dinamik ve özelliklerinin taşıdığı farklılıklar konusunda da kimi tespitlere yer vermektedir.
English
This study questioning basic assumptions of mainstream social science and class literature related to the relation and interaction between religion(s) and trade unionism. In this framework an alternative conceptual framework has been developed and discussion has been deepened around an attempt to re-construction of the classical East-West cleavage: As different traditions as contrasting powers in a constant relational flow far from being unrelated opposite poles representing simply the other's lacks. In this framework, the study also aims to explore main characteristics as distinctive traditions of class struggle and trade unionism to those different in their own evolutionary schema, taken place in such a world of constant relationality not in isolation to the rest of the world.
Cilt / Sayı:
9 Ocak-Mart 2005 - 9 January-March 2005
Yazar: Şennur Özdemir
Araş. Gör. Ankara Üniversitesi, ÇAlışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü
Anahtar Kelimeler: Doğu, Batı, Din, Sendika - East, West, Religion, Union