Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
11 Temmuz-Eylül 2005 içinde bulunan makaleler (6)
Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Sivil Toplum Örgütleri ve Kalkınma - Civil Society Organizations and Development After The Cold War
Özeti Görüntüle Türkçe
Günümüzde hükümet dışı kuruluşlar (HDK) ya da sivil toplum örgütleri (STÖ) etkin, esnek, bağımsız ve sorumlu yönleriyle önemli bir güç konumuna gelmişlerdir. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde meydana gelen değişmeler HDK'lara önemli bir rol yüklemiş ve sivil toplum içerisinde ayrıcalıklı bir sektör olmalarını sağlamıştır. Sağlık, eğitim, rehabilitasyon, hayırseverlik, kalkınma, barış, insan hakları ve çevre gibi toplumsal yaşamın her alanında gönüllü olarak ulusal ya da uluslararası finansmanlarla etkinlikler yürütmektedirler. Bu makalede genelde HDK ve sivil toplum üzerine yazılanların analitik bir irdelemesi yapılacak, özelde ise son dönemin yeni liberal politikaları çerçevesinde HDK'ların kalkınma konusundaki rollerine değinilecek, katılımı artırma güçleri ele alınacaktır.
English
NGOs (Non-governmental organizations) or Civil Society Organizations are increasingly becoming an important force, in part because of claims that they are efficient and effective, because they are innovative, flexible, independent, and responsive to the problems of poor people at the grass-roots level. The growth of such NGOs over the past two decades has given them an increasingly important role and has led them forming a distinctive sector within civil society. They have been engaged in all sectors of social life, such as relief, rehabilitation, health, education, development programs, peace, human rights, and environmental issues, using finance raised from voluntary, private sources, and donor agencies, and managing themselves autonomously at local, national and international levels. This paper will review the literature on NGOs and civil society, then consider development NGOs in particular, in the context of the recent dominance of the neo-liberal policy agenda. We shall assess the extent to which such NGOs can promote participation in development.
Cilt / Sayı:
11 Temmuz-Eylül 2005 - 11 July-September 2005
Yazar: Cahit Bağcı
Yrd. Doç. Dr. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Savaş, Kalkınma - War, Development
''Kalkınma'' Sorunu ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Değişen İşlevi - ''Development''Problem and Changing Function of NGO's
Özeti Görüntüle Türkçe
Sivil toplum kuruluşu (STK) kavramı son yıllarda yoğun bir biçimde tartışılmaktadır. STK'ların özellikle, İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda yaşanan gelişmeler doğrultusunda farklı bir işlev üstlendiği görülmektedir. STK'ların söz konusu konjonktürdeki yeri ve işlevi, kalkınma yaklaşımlarının öngördüğü devlet müdahaleleriyle aynı doğrultuda oluşmaktadır. Büyüme merkezli kalkınma yaklaşımları yerine insanı merkeze alan yeni kalkınma yaklaşımları STK'ları, kalkınma sürecinde devlet ile birlikte hareket eden ''kalkınmanın yeni aktörleri'' olarak tanımlamışlardır. Bu tanımlama, neoliberal yaklaşımların, minimal devlet anlayışı ile de uyum göstermektedir. Ancak STK'ların işlevleri konusunda tam bir netlik bulunmamaktadır. Bu durum, STK'ların, neoliberal yaklaşımın gerektirdiği düzenleme araçlarından biri olma işlevini üstlendikleri yargısını kuvvetlendirmektedir.
English
The concept of civil society has been intensively discussed in the recent years when "non-governmental organization" were started to be brought into agendas as actors of development. In this context, it is seen that NGOs assume a different function in the direction of the developments experienced following the 2nd World War in particular. NGOs position and functions in the conjuncture in question form in the same direction as the government interventions that development approaches stipulate. The new human-centered development approaches unlike the growth-centered development approaches have defined their NGOs as "the new actors of development." This definition demonstrates compliance with the "minimal" state understanding of the neo-liberal approaches. In this process named globalization, NGOs are considered as the new agents. The concept is defined by the international community as development-oriented NGOs. This situation strengthens the judgment that NGOs assume the function of an agent as one of the regulating instruments required by the neo-liberal approach within the period that we are in.
Cilt / Sayı:
11 Temmuz-Eylül 2005 - 11 July-September 2005
Yazar: Esra Yüksel Acı
Dr. Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü
Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Neoliberal - Development, Neo-liberal
Çok Uluslu Şirketler ve Ekonomik Kalkınma - Multinational Companies and Economic Development
Özeti Görüntüle Türkçe
Globalleşen dünyada en önemli ekonomik aktörlerden biri haline gelen çok uluslu şirketler birden fazla ülkede üretim faaliyetlerinde bulunan firmalardır. Çok uluslu şirketler, birçok ülkenin ekonomisinde ve uluslararası ekonomik ilişkilerde önemli bir rol oynamaktadır. Bu tür şirketler sermayenin, teknolojinin ve emeğin daha etkin kullanımına katkıda bulunarak gerek geldikleri gerekse gittikleri ülkelere önemli yararlar sağlayabilirler. Bu şirketler ayrıca ülkelerin ekonomik kalkınmalarına katkıda bulunabilirler. Bununla birlikte çok uluslu şirketler ulaştıkları devasa büyüklükleri dolayısıyla gücün istismar edilmesine, az gelişmiş ülkelerde çevrenin ve doğanın tahrip edilmesine vs. potansiyel bir tehlike ve tehdit de oluşturabilirler. Bu çalışmada globalleşme sürecinde çok uluslu şirketlerin global ekonomideki yeri ve iktisadi etkileri ele alınmakta, ayrıca ekonomik kalkınmaya yapacağı katkılar değerlendirilmektedir.
English
Multinational companies, as an important actor of the globalized world, own business operations in more than one country. Multinational firms or companies play an important part in the economies of most countries and in international economic relations. Those companies can bring substantial benefits to home and host countries by contributing to the more efficient utilization of capital, technology and labor. They can also make important contributions to the promotion of economic development. On the other hand, the excessive growth of multinational companies may be potential threat (abuse of power, environmental pollution etc.) for especially less developed and developing countries. This study aims to explore the place of multinational companies in the global economy, their economic effects and their contributions to the economic development.
Cilt / Sayı:
11 Temmuz-Eylül 2005 - 11 July-September 2005
Yazar: Coşkun Can Aktan, İstiklal Y. Vural
Prof. Dr.Dokuz Eylül Üniversitesi Maliye Bölümü, Afyon Kocatepe Üniversitesi Maliye Bölümü
Anahtar Kelimeler: Ekonomi, Kalkınma, İktisat - Economy, Development
Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti - The Ottoman Red Crescent (Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti)
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışma Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetinin organizasyonel yapısını analitik bir perspektifle ele almaktadır. Bu bağlamda, makalede, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetinin tarihi, yönetmeliği, merkez ve taşra teşkilatı, sergilediği faaliyetler, Hanımlar Merkezi, finansal bilgileri ve önde gelen yöneticilerinin kişilikleri incelenmiştir. Bu şekilde Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetinin, devletin uzantısı olduğu yaklaşımının ötesine geçilmesine imkan verecek şekilde cemiyetin doğası üzerinde tartışılmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda devletten yarı otonomi kazanabilmiş bir Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti resmine ulaşılmıştır.
English
This study focused mainly on the organization and structure of the Ottoman Red Crescent (Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti) under an analytical perspective. This included the history, regulation, central and provincial administration, types of activities, the Ottoman Red Crescent Delegation of Women, financial data and the personalities of the leading figures of the Ottoman Red Crescent. By this, I aimed to discuss the nature of the Ottoman Red Crescent, which might help the readers to go beyond the conception that the Ottoman Red Crescent was an extension of the state. As will be understood from the title of this study, in many ways the Ottoman Red Crescent was in the service of the Ottoman state. What becomes evident is that the Ottoman Red Crescent had a huge network of organization, and the Ottoman society internalized it. The combination conjectural factors with the successful administration led the Ottoman Red Crescent to gain a respectable place both among the Ottoman ruling elite and the Ottoman public which had the following results : the Ottoman Red Crescent as a place for the unification for the Ottoman elite with the Ottoman society, and the huge donations made by the Ottoman public. This study provided a picture depicting the Ottoman Red Crescent as a quasi-autonomous association from the state.
Cilt / Sayı:
11 Temmuz-Eylül 2005 - 11 July-September 2005
Yazar: Hüsnü Ada
Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü, Doktora Öğrencisi
Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Kızılay, Kalkınma - Ottoman, Red Crescent, Development
Avrupa Vatandaşlığı, Tarihi Kökenler ve Yeni Hareketler - European Citizenship Historical Foundations and New Departures
Özeti Görüntüle Türkçe
Avrupa vatandaşlığı meselesi, uzunca bir zamandır zihinleri meşgul etmektedir; fakat Avrupa Birliği Anayasası bağlamında ortaya çıkan tartışmalar bu derin meseleyi daha güçlü bir biçimde gündeme taşıdı. Bu makale, meseleyi bu tartışmaların tarihi bağlamına vurgu yapan bir perspektifle ele almaktadır. Bunun için de önce Avrupa vatandaşlığının mümkün olup olmadığı tarihi kaynaklardan yola çıkılarak incelenmekte, Avrupa kültür ve dillerinde vatandaş, vatandaşlık kavramları ve ilgili diğer kavramların köken ve anlam alanlarına mukayeseli olarak dikkat çekilmekte ve son elli yıldır yaşanmakta olan Avrupa Birliği sürecinin nasıl bir açılım getirdiği tartışılmaktadır. Bu tartışmalar ışığında Avrupa vatandaşlığını bekleyen en temel sorunların Avrupa'nın kimlik çeşitliliği, ortak bir dilin bulunmayışı, kuşatıcı üst kimliğin zayıf olması, bölgeler arasındaki sosyal eşitsizlikler ve vatandaşlığın tarihi arka planındaki olumsuz imaj olduğu ifade edilmektedir. Sonuçta Avrupa vatandaşlığına giden yolda anayasanın son derece önemli bir adım ve belge olduğu vurgulanmakta ve uygulama alanlarına aktarılacak bir anayasanın, Avrupa Birliğinin ve Avrupa vatandaşlığının ufkunu açacağı savı ortaya konmaktadır.
English
This article analyzes the basic tenets of the European citizenship within its historical foundations and the current departures. The main argument the article observes is the hardness of creation of a European citizenship without overcoming its historical difficulties in terms of lacking a common language and culture, social inequalities and power-based citizenship understanding. These can also be the strongest of European citizenship, if they are transformed into their right positions. Thus, Europe should think of a construction of the different identities, cultures, languages on the same ground recognizing their differences and commonness. At this meaning, the European Constitution has a crucial place to cultivate the idea of European citizenship into the minds properly.
Cilt / Sayı:
11 Temmuz-Eylül 2005 - 11 July-September 2005
Yazar: John Keane
Prof. Dr. Londra Demokrasi Çalışmaları Merkezi
Anahtar Kelimeler: Avrupa, Vatandaşlık, Avrupa Birliği - Europe, Citizenship, European Constitution
Türkiye'de İnsani Kalkınmanın Ölçümü: Yaşamın Yetkinliği Endeksi - Measurement of Human Development in Turkey: Life Capacity Index
Özeti Görüntüle Türkçe
Kalkınma ekonomisinde, 1970'li yıllardan itibaren insan merkezli kuramlar yoğun bir şeklide tartışılmaya başlanmıştır. Tartışmalarda, kalkınmanın nihai amacının insan olduğu ve insani değerlere öncelik veren modellerin oluşturulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu çalışmada, insani kalkınmanın somutlaştırılmasına yönelik çabalar çerçevesinde, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)'nin İnsani Kalkınma Endeksi (İKE)'nden daha kapsamlı bir ölçüm yapılmıştır. Bu bağlamda, Ekonomik, Sosyal ve Politik Endeksleri içeren Yaşamın Yetkinliği Endeksi (YYE) ölçümü denenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre YYE, insani kalkınma performansını yansıtma konusunda İKE kadar başarılıdır. Ayrıca, YYE Türkiye için kapsamlı bir değerlendirme yapılmasına olanak sağlayacak ve uygulanacak politikalarda yol gösterici olabilecektir
English
In the discipline of development economics, human-centric approaches have been discussed intensively since the 1970's. In these discussions, it was emphasized that the ultimate goal of development should be human-beings and models, which give the priority to human values, should be developed. In this study, which aims at making the concept of human development more concrete, a more extensive measurement than the United Nations development Programme (UNDP)'s Human Development Index (HDI) was made. In this context, the Life Capacity Index (LCI) involving economic, social and political indexes was used. According to the findings, the LCI is as successful as the HDI in measuring human development performance. Additionally, the LCI can provide opportunities for a more extensive evaluation for Turkey, and thus paving the way for developing and implementing better policies.
Cilt / Sayı:
11 Temmuz-Eylül 2005 - 11 July-September 2005
Yazar: Mine Yılmazer, Halil Çivi
Yrd. Doç. Dr. Celal Bayar Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu, İnönü Üniversitesi İktisat Bölümü
Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Türkiye, Ekonomi - Development, Turkey, Economy