Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
17-18 Ocak-Haziran 2007 içinde bulunan makaleler (9)
Bir Demokrasi Projesi Olarak Kent Planlama - Urban Planning as a Democracy Project
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazı bir nesne tasarlamaya dönük elitist kent planlaması yaklaşımı yerine yeni bir paradigma öneriyor. Bu yaklaşımda kentsel alanlar bir oluşum olarak ele alınmıştır. Bu alanlarda insan onuruna yakışır bir toplu yaşam kültürünün oluşturulması gerekir. Bu ele alış kentin gelişmesini kurumsal olarak müdahale edilecek düzenlenmiş bir sosyomekansal süreç olarak görmektedir. Günümüzde demokrasi pratiği temsili demokrasi ve katılımcı demokrasinin zorunlu birlikteliği olarak gelişiyor. Kent planlamasında, bu birliktelik süreci içinde farklı meşruiyet türlerinden yararlanılmaktadır. Böyle farklı meşruiyet kalıpları birlikteliğinin Türkiye'de ne tür bir kent planlama çalışmaları mozaiği yarattığı sergilendikten sonra bunların demokrasi projesi açısından bir değerlendirmesi yapılmaktadır.
English
This article is proposing a new paradigm instead of elitist urban planning aproach which tries to design a city as a object. In this approach urban areas are considered as a social emergence. In these areas a culture of life should be created which will have a respect to the right of life in dignity. This perspective assumes urban development as regulative socio-spatial process which will be intervened by institutional design. Nowadays the practice of democracy is developing as a necessary coexistence of repesentative and participatory democracies. Within this coexistence multiplicity of legitimacies are utilized. An assesment of the mozaic of urban planning activities Which are created by the coexistence of multiple legitimacies is carried by the democracy project point of view.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: İlhan Tekeli
Prof. Dr. Ortadoğu Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü
Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Şehir, Kent, Planlama - Urban, Democracy, City, Planning
Vatandaşlık ve Demokrasi İçin Potansiyel Mekan Olarak Şehirler ve Şehirci Söylem - Cities as a Potential Spaces for Citizenship and Democracy and Pro-City Discourse
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazıda küreselleşme ve postmodernleşme süreçlerinin dünyanın sosyal, siyasal ve ekonomik haritasını yeniden çizdiği bir ortamda şehirlerin demokrasi ve vatandaşlık için yeniden mekanlık edip edemeyeceği tartışılmaktadır. Vatandaşlık ve demokrasi açısından şehirleri yeni mekan olarak düşünmeye sevk eden iki neden tespit edilmektedir: Bunlardan biri vatandaşlık ve demokrasinin ulus devletin aşınmasından kaynaklanan yurtsuzlaşma tehlikesiyle yüz yüze gelmesidir. İkincisi ise küreselleşme süreçlerinde bazı şehirlerin sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel süreçlerin kesişim noktaları haline gelerek yeniden doğuşlarıdır. Bu yazı, şehirlerin bu süreçlerde artan bir önemle yeniden doğarken dönüştüklerinin altını çizmektedir. Bu çerçevede tarihlerinin farklı dönemlerinde vatandaşlık ve doğrudan demokrasi konusunda üstlendikleri mekanlık işlevleri dikkate alarak buradan hareketle şehirlerin aynı işlevi bugün de yerine getireceğini düşünmenin yanıltıcı olacağını vurgulamaktadır. Ne var ki bu yazı özellikle soğuk savaşın bitiminin ardından neoliberal söylem diye tanımlayabileceğimiz bir söylemin dolaşıma girdiği ve bu söylemin hegemonik bir nitelik kazandığı gerçeğinin altını çizmektedir. Şehirlere ontolojik bir öz atfeden neoliberal bu söyleme göre şehirler hem doğrudan demokrasi hem de vatandaşlık için en doğru mekanlardır. Böylesi bir söylemi mercek altına aldıktan sonra aslında bu söylemin, vatandaşlık ve demokrasi için kentsel mekanlarda ortaya çıkan tuzakları nasıl gizlediği bu yazının ileriki safhalarının konusudur. Bu konu çerçevesinde küreselleşme ve postmodernleşme süreçlerinin kentlerde nasıl bir dönüşüme neden olduklarına ilişkin bir resim çizilmektedir.
English
The subject matter of this article is centered around the issue if the cities can funtion as new spaces for citizeship and democracy in todays world of which social, political and cultural map is redrawn by the twin processe of globalization and postmodernisation. Two major causes are diognised for rethinking cities as new spaces: one of the reason is that with the weakining of nation, citizenship and democray have become exposed to dislocation from their from their well established spaces in modern times and second reason is rebirth of cities as the nodes of social, cultural, political and economic proceseses of globalization. However, this article calls the acedemic attentions to the transformations in the cities of globalizing World. This means that the rebirth of cities can not be just evaluated positively with repect to their spacity for citizenship and democracy. İn this article it is underlined that cities also have some very important traps for them. After the end of Cold war a discourse that can be called pro-citiy discourse has entered into circulation all araound the world and it got hegemonic position. According to this discouse cities are the rigt spaces for direct democracy and active citizenship. Having putting such a discourse under the focal point of lenses it is shown that this discourse helps to hide the traps for citizenship and democracy in urban areas. Within this framework a real Picture of cities is drawn about what kind of transformation the processes of globalization and post modernisation trigger in cities.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: Ensar Nişancı
Yrd. Doç. Dr. Haliç Üniversitesi İşletme Bölümü
Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Vatandaşlık, Şehir - Democracy, Citizenship, City
İslam Dünyasında Şehirleşme Sürecine Tarihsel Bir Yaklaşım - An Historical Approach of Urbanisation Process in the Islamic World
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu makale İslam dünyasındaki şehirleşme olgusunun gelişimini tarihsel bir süreç içinde incelemektedir. İslam, tarihsel olarak Mekke şehrinde doğmuş, Medine Şehri'nde geniş kitlelerce kabul görmüş ve pratiğe aktarılmıştır. Taif ile birlikte bu üç şehir, Hicaz Yarımadası'nda müstesna bir üçgen oluşturmaktadır. İslam'ın bu üç şehre hakim olmasıyla birlikte tüm Arap Yarımadası'ndaki kabileler İslam'a direnmekten vazgeçmişlerdir. Hz. Muhammed'in ölümünden sonra başlayan Müslüman fetihleri, bir yandan İslam'ı uzak coğrafya ve kültürlerle tanıştırırken diğer yandan Müslümanların etkisine giren bölgelerde ciddi bir şehirleşme ve uygarlaşma sürecini teşvik etmiştir. Bu anlamda İslam'ın yayılması ve genişlemesi, aynı zamanda bir şehirleşme ve medenileşme olayıdır. Klasik anlamda bu süreç on dokuzuncu yüzyılda tamamlanmıştır. Bu yüzyıldan sonra yeni bir şehirleşme aşaması başlamıştır, ama bu kez bu gelişme modernleşme ve Batı etkisiyle olmuştur.
English
This article studies the phenomenon urbanization in the Islamic world in a historical process. Islam has been historically in the city Mekka born, whereas he has been accepted and has been practised by a mass people in the city Medina. With the borough Taif toegether form these three cities a particular triangle in the Arab peninsula considering outside this triangle a nomadic life dominates. When Islam a dominant factor has become in this urban area has all Arab tribes been resisted against Islam given up and to Islam converted. The moslimse conquests which have started after dying Mohammed bring not only the Islam in contact with the other people and cultures but they have stimulated at the same time urbanization and civilization there. In that sense expantion of Islam means at the same time an increase of urbanization and civilization. This process has been completed in classical sense in the nineteenth century. Afterwards a new phase of urbanisation started, but this time it has been taken place under the influence of modernization and Western world.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: Kadir Canatan
Yrd. Doç. Dr. Balıkesir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: İslam, Şehir, Şehirleşme, Tarih - Islam, City, Urbanisation, History
Küreselleşme, Toplumsal Eşitsizlik ve Mekansal Ayrışma - Globalization, Social Inequality and Spatial Segregation
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışma, küreselleşme ile birlikte kentlerin değişen rol ve yapılarını ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan yeni toplumsal eşitsizlik, dışlanma ve mekansal ayrışma dinamiklerini Türkiye'den örneklerle ve özellikle İstanbul'daki gelişmelere odaklanarak ele almayı amaçlıyor. Son yirmi yılda Türkiye de dahil olmak üzere farklı coğrafyalardaki birçok büyük kent küresel ekonomi ile eklemlenerek yeni büyüme dinamikleri yakaladı. Artan sermaye girişleri, aktif büyüme stratejileri ve kapsamlı kentsel dönüşüm projeleri bu kentlerin toplumsal ve mekansal çehresini radikal bir biçimde değiştirmeye başladı. Bir yanda zenginlik ve gösterişin öte yanda yoksulluk ve dışlanmışlığın damgasını vurduğu toplumsal gruplar ve mekanlar bu kentlerde daha bir görünür ama bir o kadar da keskin sınırlarla ayrılmış bir topografya oluşturur oldu. Neoliberal ekonomik politikaların arttırdığı toplumsal eşitsizlikler yeni kent politikaları ile mekansal ayrışmalara dönüştürülmeye, yoksulluk artarken görünmez kılınmaya, kentin prestij alanlarından kovulmaya ve kentli orta sınıfların ve elitlerin gözünden ırak mekanlarda tecrit edilmeye başlandı. Bugün 20 yıl öncesinden daha eşitsiz ve mekansal olarak ayrışmış bir kent düzeni ve bu olguyu verili kabul eden bir kent politikası ve kültürü ile karşı karşıya olduğumuz söylenebilir.
English
This article critically examines the relationship between globalization and the changing role and structure of cities and the emerging forms of social inequality, exclusion, and spatial segregation through examples from Turkey, particularly focusing on the case of Istanbul. Within the last two decades, major cities in different geographies, including cities in Turkey, have captured new growth opportunities by integrating to global economy. Concomitantly, increasing capital flows, entrepreneurial growth strategies and extensive urban renewal and large-scale investment projects have started to radically alter the social and spatial make up of these cities. In these cities, social groups and spaces marked by excessive wealth and luxury on the one hand and those marked by poverty and destitution on the other have become more visible as well as separated by hardening boundaries. Inequalities deepened by socio-economic policies of neo-liberalism have been transformed into spatial segregation of different social groups. Increasing poverty is attempted to be made invisible via expulsion of the poor from the prestige areas and central historical neighborhoods of the city. This ''out-of-sight out-of-mind'' policy aims to seclude lower classes within the neighborhoods left to be ghettoized away from the gaze and concerns of the city officials and the urban elites. Compared to 20 years ago, today we are faced with an urban order which is more unequal and segregated and urban politics and culture that accept inequality and segregation as given facts of urban life.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: Şerife Geniş
Yrd. Doç. Dr. Gaziantep Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Eşitsizlik, Türkiye - Globalization, Inequality, Tukey
Kente Göç ve Entegrasyon Avrupa'daki Göçmen Türk İşçilerin Yaşamında Gelenek ve Modernlik - Migration to the City and Integration. Tradition and Modernity in the lives of Turkish Immigrant Workers in Europe
Özeti Görüntüle Türkçe
Kente göç zamanla doğrudan bir entegrasyon sorununa yol açar. Göçmenler ev sahibi topluma ya da kente uyarlanmak için çeşitli mücadeleler yaparlar. Bu mücadele büyük ölçüde bir sorun olarak görülen göçmenin kendi geleneksel kimliği ile norm olarak kabul edilen ev sahibi toplumun modern kültürel yapısı arasında geçer. Göçmen, geleceğini sadece bugün içinde değil, geçmişinde de kurmaya çalışır. Bu açıdan bakıldığında, örneğin Avrupa'daki göçmen işçiler, modern toplumun kurallarına olabildiğince uyarlarken geleneklerini de korumaya çalışmışlardır. Bu süreçte çeşitli gerilim, çatışma ve sıkıntılar yaşanmış ve yaşanmaya da devam etmektedir. Bu makalede göçmen Türk işçilerin gelenek ve modernlik arasında oluşan alanda çeşitli entegrasyon süreçlerine nasıl ve hangi alanlarda maruz kaldıkları anlatılmaktadır. Makalenin ana savı, Türk göçmenlerin ev sahibi toplumun modern kültürü ile kendi geleneksel kimliği arasında bir denge kurmaya çalıştığıdır.
English
Migration to the city directly leads to the integration as time passes. The migrants struggle to be adapted to the host society or the modern city. This struggle largely occurs between the migrant's own traditional identity seen as a problem and the modern cultural structure approved as a norm. The migrant tries to found his or her future not only in the present conditions, but also in his or her own past. From this perspective, for instance the immigrant workers in Europe tried to protect their traditional style of life as they adjust to the rules of modern society. In this process there also appeared some tensions, conflicts and difficulties for both immigrants and the European people. This article explains how and in which areas Turkish immigrant workers in Europe are subjected to the some integration processes which are formed in the area between tradition and modernity. The thesis of the article is that Turkish immigrant workers try to balance the host society's modern culture and their traditional identity.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: Kemal İnal
Doç. Dr. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Anahtar Kelimeler: Kent, Göç, Entegrasyon, Avrupa, Gelenek, Modernlik - Migration, City, Tradition, Modernity, Turkey, Immigrant, Europe
Yerel Demokrasiyi Güçlendirme Aracı Olarak Yerel Referandumlar - Local Referendums as Means of Strengtheing Local Democracy
Özeti Görüntüle Türkçe
Referandumlar uygulanan çevre bakımından ulusal ve yerel nitelikte olabilmektedirler. Yerel referandumlar, ulusal referandumların aksine belirli bir yerel birime tanınan alanlarda ve sadece o yerle ilgili sonuçlar doğurmak üzere uygulanan bir referandum türüdür. Günümüzde hem ulusal hem de yerel referandum uygulamalarında önemli bir artış gözlemlenmektedir. Temsili demokraside ortaya çıkan demokrasi açığını gidermede referandumun bir çare olabileceği yaklaşımı, kurumun ön plana çıkmasının temel nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Temsili demokrasiye tamamen zıt bir kurum olan referandum kaçınılmaz olarak ona eklemlenmektedir. Türkiye'de sınırlı birkaç alan dışında yerel referandum kurumuna yer verilmemiştir. Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması bağlamında yerel yönetim mevzuatı yenilenmesine karşın yerel referandumlar konusunda hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Makalede, yerel referandumların demokrasi teorisi içerindeki yeri, yarar ve zararları ile Avrupa'daki uygulamaları üzerinde durulacaktır.
English
Referendums may be implemented at national or local levels. Local referendums are implemented in areas pertaining to a certain local unit and produce outcomes that are associated with that unit. There is an increasing trend in both national and local referendums. The consideration of referendums as solutions to the ''democratic deficit'' observed in representative democracies, appears to contribute to this trend. A practice that is in contradiction with representative democracy such as referendum, gets embedded to representative democracy. In Turkey, there is no practice of local referendum apart from certain limited areas. The law regulating local administrations have not brought any change despite its reformulated provisions under the local administration reform. This essay reviews local referendums within democratic theory, discusses their pros and cons and evaluates their practice in Europe.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: Ömer Anayurt
Doç. Dr. Sakarya Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü
Anahtar Kelimeler: Yerel Demokrasi, Referandum - Local Democracy, Referendum
İl Gelişme Planlamasında Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü ve Düzce İli Deneyimi - The Role of Civil Society Organizations in The Development Planning of Province: The Experimentation in Düzce
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışmada Türkiye'de ilk defa gerçekleştirilen İl Gelişme Planlaması sürecine sivil toplum kuruluşlarının katılım deneyimlerine yer verilmiştir. Sürekli ve sürdürülebilir bir gelişmenin planlandığı bu uygulama ile paydaşlara etkili bir katılım olanağı sunulmuştur. Toplumsal kaygı düzeyinin deprem nedeniyle arttığı bir süreçte, Düzce ilinin gelişimini yönlendirecek strateji ve projelerin belirlenebilmesi için ildeki tüm paydaşların katılımı, her zamankinden daha fazla önemsenmiştir. Sivil toplum kuruluşları, İl Gelişme Planlaması deneyimi ile önemli bir katılım fırsatı yakalamışlardır. Her biri farklı amaçlara sahip olan bu sivil örgütler, planlamanın farklı alanlarında devletle sorumluluğu paylaşmışlardır. Bir iyi yönetişim uygulaması olan bu planlama deneyimi sayesinde sivil toplum kuruluşları da birlikte planlama, birlikte proje oluşturma, birlikte karar verme konusundaki performanslarını test etme olanağı bulmuşlardır. Diğer yandan faaliyette bulundukları ilin kalkınma dinamiklerini, kendi amaçları bağlamında fark etmeleri ve genel bilgi birikimlerini anlamaları yönünden de ilginç bir deneyim olmuştur. Bu bağlamda makalemiz, iki sene süren saha çalışmalarının sonucunda sıkça yapılan toplantılarda sivil toplum temsilcilerinin katılım ve katkılarının gözlemlenmesine dayanmaktadır. Bu makalenin bulguları katılımlı gözlem yoluyla elde edilmiştir. Bu çerçevede yazar, bu toplantılara proje yöneticisi olarak aktif bir şekilde katılmış ve araştırmanın bulgularını gözlemlerine ve notlarına dayandırmıştır.
English
This study explores the participation experience of civil society organizations in ''the development planning of province'' which has been realised in Turkey for the first time (In 2001). The plan, that targets sustained and sustainable development, provides possibility of effective participation to all stakeholders. As a results of the earthquake (on August 17, 1999 in the zone of Marmara and November 12, 1999 in Düzce) the participation of all stakeholders was taken into account more seriously for determining the strategy and the projects for the development of Düzce. The civil society organizations, having different rationales, shared responsibilities with the State. By this noble example of good governance the civil society organizations in the areas of co-project construction, decision making and in co-planning process also gives opportunity to the civil society organizations to grasp the development dynamics of the province and provides self-assesment about their general knowledge about the field. Therefore, the study is based on ''participatory observation'' in which the author has participated in ''development planning of province'' meetings, continuing for two years. The observation is patterned on the observation of civil society representatives' participation and their contributions. In this context, the author attended these meetings as a project director and based her findings on her notes and observations.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: E. Elif Yücetürk
Yrd. Doç. Dr. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü
Anahtar Kelimeler: İl, Planlama, Sivil Toplum, Düzce - Civil Society Organizations, Planning, Düzce
Kültürler Arası Etkileşim Sürecinin Anadolu'daki Mekansal Ortaklığı: Anadolu Selçuklu Kenti - A Spatial model of Intercultural Interaction in Anatolia; Anatolian Seljuk Town
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu araştırmanın amacı, Selçuklu döneminde Bizans egemenliğinden devralınan yerleşim mirası üzerinde, Türk İslam kültürü etkisinde yeniden yapılandırılan ya da yeni kurulan Anadolu kentlerinin mekansal kurgusunun tanımlanmasıdır. Bu tanımlama, Anadolu'nun her yönüyle çok bilinmeyenli bir dönemi olarak Selçuklu dönemi kentsel mekan organizasyonlarını biçimlendiren mekansal ve işlevsel dinamiklerin ortaya konması ve Türklerin Orta Asya ve İran Türk İslam coğrafyasından Anadolu'ya taşıdıkları yerleşme pratikleri ile Anadolu'da devraldıkları Hristiyan Bizans yerleşim kültürü mirasının boyutlarını göstermesi açısından önemlidir. Araştırma, Selçuklu dönemine ilişkin vakayiname ya da vakıfname gibi yazılı kaynaklar ile arkeolojik buluntular ve mimari kalıtların, ortaya konan bir dizi varsayım eşliğinde irdelenmesine ve elde edilen bulguların kurgulanan planlar ya da şemalar üzerine aktarılmasına dayanan bir yöntem kurgusu içinde ele alınmıştır.
English
As social, cultural, economic and political forces, empires such as those of the Hittites, Macedonians, Romans and Byzantines organized the urban network and transportation systems in Anatolia as called Asia Minor of which Anatolian Seljuk State constitutes a major part. So the founding Seljuk State has been importance in the urban history of Anatolia because of being the first Turkish-Islamic colonization and urbanization process in Anatolia. This study attempts to define the spatial organizations, spatial elements, and also spatial models of Anatolian cities during Anatolian Seljuk period. This definition is important to determine for the spatial and functional dynamics which shaped the spatial organizations of Anatolian Seljuk towns and also, indicate the dimensions of Turkish urban practices transferring from Central Asia and Iran to Anatolia and urban heritage in Anatolia taken over from Christian-Byzantine sovereignty. The methodological frame of this study is based on examining manuscript sources such as chronicles and waqfiyyes, and also architectural-archaeological findings together with some hypotheses and transferring from their data on to plans and schemas.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: Koray Özcan
Dr. Selçuk Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü
Anahtar Kelimeler: Kültür, Anadolu, Anadolu Selçuklu, Kent - Culture, Anatolian, Anatolian Seljuk
Türk Ulusal Gazetelerinde Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsili: Radikal, Cumhuriyet, Yeni Şafak ve Zaman Gazetelerinde Yayımlanan Haberlerin Karşılaştırmalı Analizi - Representation of Non-Governmental Organizations in Turkish National Newspapers: Comparative Analysis of News in Radikal, Cumhuriyet, Yeni Şafak and Zaman Newspapers
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışmada ulusal gazetelerde yayımlanan sivil toplum kuruluşları ile ilgili haberlerin ele alınış şekli ve bu bağlamda nasıl temsil edildikleri incelenmiştir. Gündem belirleme ve çerçeveleme kuramları bağlamında 28 Mayıs-3 Haziran 2006 tarihleri arasındaki bir haftalık süreyi kapsayan çalışmada farklı politik/ideolojik okur kitlelerine seslenen ulusal gazeteleri temsil eden Radikal, Cumhuriyet, Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde yayımlanan haberlerin içerik ve çerçeve analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda sağ ve sol tandanslı ulusal gazeteler arasında haberlerin yayımlanma sıklığı açısından anlamlı bir ilişkinin olmadığı, fakat haber konularının çerçevelenme biçimleri arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Sivil toplum kuruluşları ile ilgili haberlerde gazetelerin politik/ideolojik tutumlarını açıkça sergiledikleri kanıtlanmıştır. Ayrıca bu haberlerde politikanın ve ideolojilerin vurgulandığı görülmüştür.
English
In this study, it has been examined how it is handled news associated with non-governmental organizations that published in national newspapers and in that context how they are represented. In context of agenda setting and framing theories, in the research process that comprises one week period between 28 May-3 June 2006. The content and frame analysis of news that published in newspapers -Radikal, Cumhuriyet, Yeni Şafak and Zaman- representing national newspapers that are read by different political/ideological readers has been examined. In consequence of this study, it has been determined that there isn't any significant relation in terms of publishing frequency of news, on the other hand there are differences among framing forms of issues in news among right and left partisan national newspapers. It has been proved that newspapers have showed clearly their political/ideological attitudes in news associated with non-governmental organizations. Besides, in the above mentioned newspapers, it has been observed that politics and ideologies have been strongly emphasized or stressed.
Cilt / Sayı:
17-18 Ocak-Haziran 2007 - 17-18 January-June 2007
Yazar: İlker Erdoğan
Dr. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü
Anahtar Kelimeler: Türk, Ulusal Gazeteler, Sivil Toplum - Turkey, National Newspapers, Civil Society