Dergimizin yayımı "Çevre" kapak konulu 20. sayısı itibari ile sona ermiştir. Bu nedenle dergimizin aboneliği de bitmiştir. Ancak bu güne kadar yayımlanan sayılarımızın ve PDF biçiminde tek makalelerin satışı devam etmektedir.
Sivil Toplum Dergisi, yayın hayatına 2003 yılı Ocak ayında başlamış olan akademik bir dergidir. Dergimizin amacı Türkiye ve dünyadaki sivil toplumla ilişkili birikimi muhataplarına doğrudan ve derli toplu bir şekilde sunmaktır.
Sivil Toplum Dergisi, Türkiye'nin, sivil toplum alanına ve STK'lara yönelik yayımlanan ilk ve tek dergisidir. Üç ayda bir yayımlanan Sivil Toplum Dergisi'nin her sayısında, sivil toplum alanındaki önemli tartışmalara vurgu yapan bir dosya konusu çerçevesinde akademik makaleler, değerlendirme ve tanıtımlar yer almaktadır.
Dergimize gerek sorunları tartışmaya açarak ve gerekse iyi örneklikleri tanıtıp bunların yaygınlaşmasına katkıda bulunarak sivil inisiyatif alanını güçlendirmek arzusuyla yön vermekteyiz. Dergimiz, yayın kadrosu sadece farklılıkları kabul edebilme temelinde bir araya gelmiş olduğundan, her türlü farklılığa açıktır. İlke olarak sivil toplum hakkındaki her türlü bilimsel ve entelektüel düşüncenin sivil inisiyatif bilincinin gelişimine katkısı olacağını varsayıyoruz.
Yayın kalitesini her zaman önde tutan dergimiz, akademik başarısının bir kanıtı olarak, uluslararası alanda önemli akademik veritabanlarından Sociological Abstracts, Sociological Information ve CSA World Wide Political Science Abstract 'a kabul edilmiştir.
ST
19 Temmuz-Eylül 2007 içinde bulunan makaleler (9)
İşsiz Refahtan Refahsız İşe Refah Devletinin İşlevsel Dönüşümü - Functional Transformation of the Welfare State from Welfare without Work to Work without Welfare
Özeti Görüntüle Türkçe
Toplumsal eksende 'sonuçlarda eşitlik', bireysel eksende ise 'fırsatlarda eşitlik' olarak anlam kazanan refah politikaları kapitalist piyasa ekonomisini sivilleştirmeyi amaçlayan bir reaksiyon hareketi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüksek büyüme oranlarının ve Keynesyen ekonomi politikalarının hakim olduğu küreselleşme öncesi süreçte telafi edici bir formatta uygulanan ve kapitalist ekonominin sürdürülebilirliğine odaklanan klasik refah politikaları, küreselleşme sürecinde ortaya çıkan yeni dinamiklerle birlikte finansman odaklı bir yeniden yapılanma kriziyle karşı karşıya kalmaktadır. Refah politikaları bu dönemde, büyük oranda iş gücü piyasasından kaynaklanan bu krizin yönetimi için formüle edilen yeni müdahalecilik paradigması çerçevesinde 'şartlı refah' anlayışı ekseninde uygulanmaktadır. Çalışmada, bu parametreler ışığında, klasik refah devleti politikalarının müdahaleci niteliğinin işlevini yitirdiğini ileri süren neoliberal söylemlerin pratikte büyük oranda işlerlik kazanmadığı, aksine klasik politikaların varlığını koruduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
English
Welfare policies, which take the shape of 'equality at consequences' on social basis and 'equality at opportunities' on individual, are a reaction movement to civilise the capitalist market economy. Classical welfare policies, put into practice in a compensatory way during the pre-globalization era throughout which high growth rates and Keynesian economy policies dominated, fell into a re-organization crisis stemming mainly from the financial challanges, which were posed by the changing internal/national socio-political structure. Within the extent of the new interventionism that was formulated to deal with this crisis, welfare policies have been applied in the form of activative workfare. Considering these parameters, this paper concludes that the neoliberal rhetoric, which asserts that the interventionist function of the welfare state came to an end, hasn't materialized, on the contrary, that the classical welfare policies maintained their compensatory function. Nonetheless, it's put forward that in a socio-political structure in which both compensatory welfare policies that spur welfare without work and workfare policies that coerce work withouth welfare coexist, the workfare paradigm singles out the job-first perspective against that of life-first, and gives rise to a strategic transition towards the equality at opportunities.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Taner Akan
Arş. Gör. Kocaeli Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü
Anahtar Kelimeler: İşsizlik, Refah, Politika - Welfare, Unemployement, Policy
İşçilerin Küreselleşmeye Cevabı Ne Olmalı? Yerelleşme mi Yoksa Adil bir Küreselleşme İçin Küresel bir Dayanışma mı? - Workers' Response to Globalization: Relocalization or A Global Solidarity for a Just Globalization?
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışmada ekonomik küreselleşmenin bütün dünyadaki işçileri nasıl etkilediği ve işçilerin buna karşı neler yaptıkları tartışılmaktadır. Küreselleşme karşısında işçilerin verdiği tepkiler iki ana grupta toplanabilir. İlk grupta salt tepkisel olarak da nitelendirebileceğimiz küreselleşmeye karşı ulusal kısıtlamaların güçlendirilmesini isteyen yerelleşme okulu bulunmaktadır. İkinci grupta ise ekonomik küreselleşmeyi kaçınılmaz olarak kabul eden ve bunun karşısında adil bir küreselleşme imkanını arayan yaklaşımlar bulunmaktadır. Ekonomik küreselleşmenin son yıllarda gittikçe hızlanması küreselleşmenin geri döndürülemeyecek bir süreç olduğu düşüncesini yaygınlaştırmış ve adil küreselleşme isteyen yaklaşımları öne çıkarmıştır. Fakat artan ekonomik entegrasyona rağmen bir türlü ortadan kalkmayan fakirlik, eşitsizlik ve küresel sağlık krizleri yerelleşme okulunu canlı tutmaya devam etmektedir.
English
This essay discusses the effect of the latest wave of economic globalization on the workers around the world, and workers' responses to economic globalization. Workers' response to economic globalization can be grouped under two approaches. On the one hand, we see the workers and their organizations, which aim to limit economic globalization through national and local barriers. This essay refers to this approach as localization. On the other hand, we see the groups that demand a just globalization, which benefits everybody. The intensification of economic globalization in recent years strenghtened the idea that economic globalization is irrevesible and, thus, strenghtened the calls for a just globalization. However, the persistence of global poverty, inequality, and health crises keeps the localization school as a significant alternative.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Yunus Kaya
Doktora Adayı. Duke Üniversitesi
Anahtar Kelimeler: İşçilik, Küreselleşme, Dayanışma, Adalet, Ekonomi - Workers, Globalization, Solidarity, Economy
Yeni Dünya Düzeninde Yeni Sendikal Yönelimler - New Trade Union Strategies in the New World Order
Özeti Görüntüle Türkçe
1970'lerden itibaren dünyayı etkisi altına alan sosyoekonomik dönüşümler, sendikalı işçi sayısında önemli bir düşüşe yol açmıştır. Önemli toplumsal aktörler olan sendikalar zamanla toplumsal güç ve temsil yeteneklerinde ciddi kayıplarla yüz yüze gelmiştir. İlk başta ellerindekini koruma yolunda bir tavır izleyen sendikalar, işçi sınıfı üzerinde artan baskı ve sendikaların sürüklendikleri kriz koşullarının farkına vararak bu krizi aşmaya yönelik çeşitli stratejiler geliştirme yoluna gitmişlerdir. Bu çalışmada sendikal krizin ortak nedenleri irdelenerek dünyada sendikal hareketin dönüşümü ve yeni strateji örnekleri ele alınacaktır.
English
Since 1970ies, the socioeconomic changes which have been effected world caused significant reductions in the number of unionized labor. Trade unions which were important social actors before have faced losses in both representation capacity and social power. They tried to protect status quo first, but then they realized that trade unions were drifting into crises. In this way they began to develop strategies to cope with the crisis. In this study the samples of changes and new strategies in trade union movement will be discussed.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Çağla Ünlütürk
Araş. Gör. Ankara Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü
Anahtar Kelimeler: Sendika, Ekonomi - Trade Union, Economy
''Evet, Ama'': Türk İşçi Sendika Konfederasyonları ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Üyeliği - ''Yes, But:'' Turkish Labour Confederations and Turkey's Membership to the European Union
Özeti Görüntüle Türkçe
Türkiye'deki pek çok sivil toplum örgütü, AB üyeliğini demokratikleşmenin daha da ileri götürülmesine olanak sağlayacak bir araç olarak görürken Türkiye'deki emek kesimi ağırlıklı olarak siyasi ve daha az önemde iktisadi gerekçelerle üyelikle ilgili bazı şüpheler ve endişeler taşımaktadır. Bu çalışma, Türk işçi sendika konfederasyonlarının AB üyeliğine nasıl yaklaştıklarını ve bu yaklaşımlarını etkileyen faktörleri incelemeyi amaçlamaktadır. Konfederasyonların AB'ye bakışını tarihsel olarak devletle olan ilişkileri ve sendika liderliğinin siyasi tercihleri önemli ölçüde etkilemektedir. Konfederasyonlar belirli konularda çekinceleri olmakla birlikte üyeliği desteklemektedir. Genel olarak ifade etmek gerekirse ''evet, ama'' şeklinde özetlenebilecek ılımlı bir Avrupa-şüphecilik konfederasyonların AB'ye bakışını ifade etmektedir
English
Although many civil society organizations in Turkey see EU membership as a means of furthering democratisation of the country, large segments of Turkish union movement seem to have harboured doubts regarding the country's membership to the EU on political and to a much lesser extent, economic grounds. This work addresses the question of how Turkish labour confederations have adapted to the process of EU accession and which factors have affected their different response. The dynamic of union confederation's response are largely explained by labour's relations with the state and ideological preferences of leadership rather than an outcome of strategic analysis. The official position of the confederations has become supportive of the accession, albeit with certain reservations. Moderate Eurosceptism, exemplified in ''yes, but'' posture, has dominated labour's approach to Europe.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Engin Yıldırım, İrfan Haşlak
Prof. Dr.Sakarya Üniversitesi Çal. Eko. ve End. İliş. Bölümü , Doç. Dr. Sakarya Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü
Anahtar Kelimeler: Sendika, Avrupa Birliği, AB, İşçi, Türkiye - Turkey, Trade Union, Workers, European Union
Sendika Konfederasyonları-Devlet İlişkileri:Avrupa Birliği Söylemlerinde Çeşitlilik ve Nedenleri - Interactions between the Trade Union Confederations and State:Analyzing the Confederations' European Union Discourses
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu değerlendirme yazısı Türkiye'deki sendika konfederasyonlarının kendi örgütsel sorunları nedeniyle işçi sorunlarından uzaklaştıklarını ileri sürmektedir. Konfederasyonların iç sorunlarının, temsil ettikleri işçilerin sorunlarından daha önemli hale gelmesi, konfederasyonların yeniden yapılanması gerekliliğini de gözler önüne sermektedir. Konfederasyonların devletle ve Avrupa Birliği ile ilişkileri de bu sorunlardan etkilenmekte ve konfederasyonların, özellikle AB konusundaki söylemlerinin bu bağlamda şekillendiği gözlemlenmektedir. Avrupa Birliği ilerleme raporları Türkiye'nin işçi hakları, sendikal haklar konularındaki eksikliklerine işaret etmektedir. Türkiye'deki sendika konfederasyonları da benzer eksikliklere dikkat çekmektedir. Bu durumda konfederasyonların, söylemlerinde AB uyum sürecinin gerekliliklerine vurgu yaparak devlet politikalarını etkilemeye çalışmaları beklenebilir. Ancak TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ'in Avrupa Birliği uyum süreciyle ilgili söylemleri incelendiğinde farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
English
This study argues that Turkish trade union confederations' organizational characteristics such as their leadership cadres and their relations to the State, causes the confederations' discourses on workers' rights to be influenced by these relations. The study analyzes the Turkish trade union confederations' discourse on the European Union, on the assumption that Turkish labor representatives would appeal to the EU in order to change the policy and decision making mechanisms of the State. A survey of Turkish confederations, however, points to different conclusions. The three main organizations, TÜRK-İŞ, DİSK, and HAK-İŞ, do not use the EU appeal as an instrument to push for better workers' rights. Rather, they appeal to the EU in order to further their organizational interests. They either appeal to the EU negatively in order to gain popular support from their constituents, or they further their own political agenda by appealing to the EU. This finding points to an organizational deficiency of the Turkish trade union confederations.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Zeynep Alemdar
Doç. Dr. Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
Anahtar Kelimeler: Sendika, Konfederasyon, Devlet, Avrupa Birliği - Trade Union, Confederations, European Union, Goverment
Türkiye'nin Özgün Sınıflaşması: Müsiad ve Hak-İş - Turkey's Authentic Venture of Class: Müsiad and Hak-Iş
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu yazıda daha önce Sivil Toplum dergisinin 9. sayısında yayımlanan yazımda ileri sürülen ve tartışmaya açılan Doğulu/İslami bağlama dair teorik tespitlerin geçerliliği MÜSİAD ve Hak-İş örnekleri üzerinden gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu iki sınıf temelli oluşumun tercih edilme nedeni, kamuoyunda İslami kimlikleriyle öne çıkan, biri işveren diğeri işçi örgütü olma özelliğine sahip olmalarıdır. İki bölümden oluşan bu çalışmanın bulguları Doğu'ya statiklik atfederek oryantalize eden modern sosyal bilim geleneğinin temel kabulleriyle radikal bir biçimde çelişmektedir.
English
This article will try to show the validity of theoretical determinations about eastern/Islamic context, which was argued in an another number (3/9) of this journal, over the cases of MÜSİAD and Hak-İş. Those two class-based organizations, one is businessmen' and the other one is a worker's trade union organization, has been choosen to study because of their eastern/Islamic identities. Findings of this study is in contradiction radically with basic assumptions of modern social sciences which are orientalize the east by reffering it as totally stable.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Şennur Özdemir
Yrd. Doç. Dr.,Ankara Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü
Anahtar Kelimeler: Türkiye, Sınıflaşma, MÜSİAD, Hak-İş, Doğu, Batı - Turkey, MÜSİAD, Hak-İş, East, West
''Demokrasi'', Sendikacılık ve Basının Kesişimi: Sendika Gazetesi - The Intersection of ''Democracy'', Syndicalism and Press: The Newspaper of Sendika.
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışma 31 Ağustos 1946 ile 14 Aralık 1946 arasında kısa, ama yıl itibarıyla önemli bir süreçte yayımlanan Sendika gazetesi'ni konu edinmektedir. 1946 birçok sebepten dolayı önem arz eder. İlk olarak bu yıl, Türkiye'de çok partili sisteme geçişin başlangıcıdır. Dahası Sendika bu süreçte kurulan partilerden biri ile - Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi - doğrudan ilişki içerisindedir. Geçişin yanında, bu yıl Türkiye'de sendikacılık hareketinde yeni bir sayfanın açılmasına tanıklık etmektedir ki sosyal sınıfların varlığının reddedildiği bir gelenekte sınıf temelinde örgütlerin açılması gayet önemlidir. Ayrıca 1946 diğer birçok yönden yeniliklere tanıklık etmektedir: siyasal katımımda, muhalefet fikrinde ve seçim konusunda radikal bir dönüşüm söz konusudur. İşte böylesi önemli bir yılın oldukça hareketli ikinci yarısının Sendika üzerinden okunması Türk sendikacılık ve demokrasi tarihinin değerlendirilmesinde işlevsel değere sahiptir.
English
This paper examines ''Sendika'' - a newspaper that published for a short (31 August 1946 to 14 December 1946) but at an important process. 1946 is important because of several reasons. Firstly it is the starting point of transition to a multi-party system. And Sendika is in a direct relation with one of these parties: Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi. As well as the transition, in this year lots of new unions started to establish. This was a new page for Turkish Republic that had perceived social classes for years. In addion, 1946 was a bridge with different respects: a radical change in political participation, oppositon, elections etc. Reading the second half of such an important year in the light of Sendika, would be useful for utilizing the history of Turkish syndicalism and democracy
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Kadir Dede
Yüksek Lisans Öğrencisi Hacettepe Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü
Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Sendika, Basın, Medya - Democracy, Trade Unino, Press, Media
Adalet ve Mutlak İktidar Arasında: Osmanlı Devleti'nde Gelirin Yeniden Dağılımı - Between Justice and Power: Income Redistribution in Ottoman State
Özeti Görüntüle Türkçe
Adalet kavramının Orta Doğu devlet geleneğindeki önemi, bu geleneğe mensup Osmanlılara gelir dağılımında da adaleti sağlamak yükümlülüğü getirmekteydi. Osmanlı Devleti'nin klasik çağıyla (1300-1600) sınırlı olan ve amacı genel çerçeveyi çıkarmak olan bu çalışmada Osmanlıların hem doğrudan hem dolaylı hem itaati teşvik eden ve hem de suistimali engelleyen bazı etkili politikalar güttükleri; güçlü bir merkeziyetçi devlet olmak, tarımsal bir ekonomiye sahip olmak sayesinde ekonomik çıktıyı tahmin edebilmek, iş gücü açığı çekmek, vakıf imarethane vb. güçlü sosyal kurumlara ve de zekat, sadaka, kurban vb. sosyal dayanışma kurumlarına sahip olmak gibi karakteristiklerinin yardımıyla bu hedeflerine ulaşabildiği sonucuna varılmıştır.
English
Because of the superior position of Justice Concept in Middle Eastern ruling tradition, the Ottomans had to maintain just income distribution. Income redistribution policies of the Ottoman State has been studied in usual two-staged set-up of such policies. In the first stage, the re-distribution of income (after the conquest) by the Ottoman State as both a Medieval and Middle Eastern state, and criteria of the process have been defined; in the second stage, the conditions and instruments of the intervention by the government into the process have been studied. In this study which is limited with the classical age of the Ottoman State (1300-1600), and aiming to give outlines, it is observed that they pursued some effective policies, both direct and indirect, both encouraging to obey and discouraging from abusing this; and with the help of some characteristics like being a strong centralist state, estimating the economic output because of having an agricultural economy, suffering labor deficit, and having strong social institutions like vakıf, imarethane etc... and social solidarity instruments like zakah, sadaka, slaughter etc..., they could achieve this.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: Yaşar Bülbül
Doç. Dr. Kocaeli Üniversitesi İktisat Bölümü
Anahtar Kelimeler: İktidar, Osmanlı, Gelir, Ekonomi, Adalet - Justice, Power, Ottaman State, Economy, Income
Osmanlı'da Para Vakıfları ve Ekonomik Hayat - Cash Foundations and Economic Life
Özeti Görüntüle Türkçe
Bu çalışmada genelde vakıf müessesesi, özelde para vakıfları ele alınarak vakfın kısaca tarifi ve tarihçesi, vakıf müessesi vasıtasıyla ne gibi hizmetler yapıldığı, bu kurumun neden ilgi görüp yaygınlaştığı, ne gibi vakıf eserler vücuda getirildiği, vakfedilen menkul ve gayrimenkullerin günümüze kadar nasıl yaşatıldığı, nasıl işletildiği ve ekonomiye ne gibi katkılarının olduğu, özellikle para vakıflarının kurulmasıyla ve çalışma sistemiyle ne gibi siyasi, iktisadi ve içtimai olumlu gelişmelerin yaşandığı, para vakıflarının günümüzde de kurulup kurulamayacağı ile ilgili hususlar ele alınmıştır.
English
This work is interested in pious foundations in general, and cash foundations in particular. It explores the definition, history, and functions of pious foundations. It asks why these institutions spread so much, what kind of works they produced, how the endowed properties have been preserved until today, how they are presently run, and how they contribute to the economy. In particular, it researches the positive economic and social developments produced by the emergence of the cash foundations, and whether they can be re-enstitutionalized today.
Cilt / Sayı:
19 Temmuz-Eylül 2007 - 19 July-September 2007
Yazar: İsmail Kurt
Dr. İslami İlimler Araştırma Vakfı
Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Para, Vakıf, Ekonomi - Ottaman State, Money, Foundation, Waqfs, Economy